Erkek film

Defne Samyeli’nin kızı Deren Talu ilk kez bir filmde rol aldı. Talu ‘Son Kale Hacıbey’ adlı filmde erkek kılığına girdi! Deren Talu’nun o halleri sosyal medyada dikkat çekti. Defne Samyeli’nin kızı Deren Talu yine gündem oldu. ‘Son Kale Hacıbey’ adlı film ile ilk kez bir ... Sitemizde film izlemeyi sizler için işkenceden çok keyfe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Reklamsız full hd film izlemek için doğru adrestesiniz. Yerli ve yabancı film izlemek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Dilerseniz sitemizde bulunan 1080p Filmleri ve 720p Filmleri favorilerinize ekleyerek daha sonra izleyebilirsiniz. Kadın Erkek İlişkileriyle İlgili Çarpıcı Filmler. 7.7 / 10. PUAN 1. Annie Hall. ... Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 100 Popüler Film 18 Ocak 2019. En İyi Fransız Erotik Filmleri 21 Kasım 2013. Tüm Zamanların En İyi Erotik Filmleri 6 Ocak 2014. En İyi Zombi Filmleri ... Erkek Güzeli Sefil Bilo-Erkek Güzeli Sefil Bilo Tür: Komedi, Yeşilçam. Benzer Filmler. 5.4 2009 Kapak Güzeli – Miss March Komedi, Romantik . 8.5 1977 Çöpçüler Kral ... film izle maltcasino türkanime bahis siteleri Film izle Cialis Fiyat neyine neyine giri ... Cinsel içerikli film yıldızı, 51 yaşındaki erkek arkadaşını önce öldürdü sonra parçalara ayırdı 23 yaşındaki Amerikalı yetişkin film yıldızı Lauren Wambles, iki kişinin yardımı ile 51 yaşındak erkek arkadaşı Raul Guillen'i, silahla kafasına sıkıp öldürdükten sonra cesedi parçalayıp Florida'da bir mezarlığa attı. Andaç Haznedaroğlu’nun yönetmenliğini yaptığı BKM Film’in yapımcılığını üstlendiği film, Ekim ayında vizyonda olacak. Filmle ilgili çok fazla bilgi verilmiyor. Ancak Ecem Erkek’in, filmin tiyatro versiyonunda Demet Akbağ’ın oynadığı Gülseren’i canlandırdığı tahmin ediliyor. 23 yaşındaki Amerikalı yetişkin film yıldızı Lauren Wambles, iki kişinin yardımı ile 51 yaşındak erkek arkadaşı Raul Guillen'i, silahla kafasına Erkek çocuk spor ayakkabıları üzerine genelde en sevilen çizgi film kahramanlarının figürleri basılır. Erkek çocuk günlük klasik ayakkabı modelleri arasında yine spor ayakkabılar yer almaktadır. Spor ayakkabılar rahat ve hafif yapıda olduğu için çocukların özgürce yürüyebilmesine ve koşabilmesine olanak sağlamaktadır. Bazen sakin bir hafta sonu tatilinde bazen de yorucu geçen bir günün sonunda iyi bir film izleyerek tüm stresimizi atmak isteriz. Öyle ki sıcacık bir kahve eşliğinde ayaklarınızı uzatıp birbirinden güzel ve popüler filmlerin tadını çıkarmak kadar güzel ve de değerli başka bir aktivite yoktur. Bu araştırmaya göre erkek film eleştirmenlerinin sayısı, kadın meslektaşlarından iki kat fazla. “Thumbs Down 2020: Film Critics and Gender, and Why It Matters” başlıklı rapora göre basılı ve dijital mecralarda kadın film eleştirmenlerinin oranı yüzde 35, erkek eleştirmenlerin oranı ise yüzde 65. Kadın eleştirmenlerin ...

KIRMIZI ODA İNCELEME. BOL BOL SPOI VAR ONA GÖRE OKUYUN

2020.09.29 18:07 yuzenpipi KIRMIZI ODA İNCELEME. BOL BOL SPOI VAR ONA GÖRE OKUYUN

NOT : Ben yuzenpipi ve öncelikle yazıya başlamadan belirtmeliyim ki ben bir film/dizi yorumlayıcısı/analizcisi değilim ve yazdığım yazıda farketmeden spoi vermiş olabilirim ondan dolayı bunu göze alarak okuyunuz.
Yazıma başlamadan önce Türk dizi kültürüne ufak bir eleştiriyle başlayacağım.
Biliyorsunuz ki Türk dizi sektörü (şahsen ben izlemiyordum ama illaki denk geldim) iğrenç komedi içerikleri barındıran prodüksiyondan yoksun sanki 5. sınıfa giden bir çocuğun yazdığı senaryo ve metinden ilerleyen garip bir kazanç sektörüne dönüştü. Zengin çocuk ve muhafazakar aile / aptal aşiretler ve yasak aşk temalarından öte gidemiyor çok uzun süredir ha bi de MAFYA dizisi diye hitap ettikleri 3 5 yaşındaki çocukların izleyip izleyip psikolojisini bozan aptal dizileri de atlamazsak olmaz. Şu anki dizilerde gözlemlediğim ve reklamlarında olsun denk geldiğim ya da sosyal medyada bile alay konusu olan içeriklerinden bahsedecek olursak: Aile içi şiddet genelde çocuğa karşı ya da kadına karşı olarak işleniyor. Yasak aşk ve muhtemelen bunun da bir meyvesi. Sürekli silah çatışmaları aralıksız insan ölümleri. Bu tip olaylarda %99 ihtimalle polisin ve diğer kolluk kuvvetlerinin sessiz kalması (arka sokaklar felan izlemiyorsanız böyle oluyor genelde). Çok zengin bir çocuk ve muhtemelen çocuğun aşık olduğu güzel ama fakirlikten ağzı kokan bir kız aşkı (kızın %75 ihtimalle annesi ölmüş ve aptal bir babası/abisi var asla medeni insanlar olmuyorlar). Kendilerini "komik" sıfatına sokan iğrenç bel altı ve asla bırak yüz güldürmeyi bu ne amk dediğiniz espiriler. He bi de sanki mermi hilesi yazmışcasına asla bitmeyen şarjörler de işin içine girdiğinde ortaya Türk dizi kültürü çıkıyor. He bi de uzun bakışmalar "hint filmi" diye hitap ettiğimiz kültür bizim sinema sektörümüze de uğramış bulunmakta. Ben pek dizi izleyen birisi değilim hatta neredeyse izlemem hiç vaktim olmuyor pek ama arada ufak kaçamaklar yapıyorum. Bu arada daha demin değindiğim ve "vakit kaybı" diye hitap ettiğim dizilere asla vakit ayırmıyorum izleyenlerden duyduğum bilgiler ve 1 2 fragman izleyerek bazısının da özetini ne anlatmak istediğini okuyarak bu bilgilere vardım. Bana göre iğrenç sadece kar amacı güden ve prodüksiyondan uzak sıkıcı iğrenç dialoglarla dolu olan en ufak bir merak uyandırmayan ve bırakın 1 dakika sonrayı dizinin finalini tahmin edebileceğiniz basit hiçbirşeye benzemeyen bazı insanların deyimiyle "toplum ahlakını kötü etkileyen" sığ ve niteliksiz dizilerle dolu Türk televizyon ekranı. Unutmayın ben bir dizi analizcisi değilim sadece kendi yorumlarım bunlar yanlışı doğrusu olabilir hatta size göre tamamen yanlış olabilir bu benim kişisel düşüncem.
NOT 2 : Öncelikle dizinin şu an yayınlanmış 4 bölümü var ve bu bölümlerin tamamını izlediğimi belirtmem lazım. Ve toplamda 5 fragmanı var. Bildiğim kadarıyla TV8'de yayınlanıyor ama youtubeden izlemek daha iyi geliyor. Araya reklamlar girmiyor ve tuvalet çay doldurma su alma gibi molalar verebiliyorum durdurma imkanım var kısaca.
Şimdi yazıya geçelim,
Öncelikle sürekli Netflix'ten dizi izleyen isnanlar için "Kırmızı Oda" dizisinin bir bölümü nerdeyse içeriği sığ, eşcinsellik, black lives matter, ve bilimum herkesin bildiği sığ toplumsal mesajlarla dolu olan ve kötü oyunculukların master yaptığu bir Netflix dizisinin neredeyse bir sezonu uzunluğunda. Çoğu netflix dizisinin kötü oyunculuklarla dolu olması sürekli bir çok cinsiyet ya da eşcinsellik gibi temalarla dolu olmasına anlam veremediğim gibi hoşuma da gitmiyor. İzlediğim en ufak bir Netflix dizisi ya da filminde bile bir eşcinsel karakter görüyorum ya da sex içerikli oluyor. Komiklikten en ufak pay almamış sığ bir mizah anlayışıyla dolu olduklarını söylemezsem olmaz. Bu yüzden animasyon diye hitap ettiğim ve "rick and morty" gibi biraz daha adult kaçan dizileri filmleri izlemeyi seviyorum. Sebebi de çok bariz yukarıda ve aşağıda da defalarca kez belirttiğim oyunculuk hataları. İzlediğim animasyon dizi/film'lerinde neredeyse hiç kötü seslendirme ile karşılaşmadım ve keyif alarak izledim. Bilgisayar ortamında oluşturulan karakterlede olabilecek az kusur vardı ve bunları daha rahat kabullediğimden izleme açısından keyif alıyorum. Ama insanların oynadığı düşük bütçeli ergen dizileri de midemin içindekilerinin ekrana çıkmasını sağlıyor. Her dizi filmde sex ve eşcinsellik olmasın lütfen ben bazen "saf komedi" veya saf aksiyon ("bulletrain") olsun istiyorum ama kıçından başından biyerlerden 2 erkeği ya da 2 kadını bir şekilde seviştiriyorlar anlamıyorum bu politikayı. Her neyse artık yazımıza geçelim.
NOT 3 : Biliyorum hala diziyi anlatmaya bile geçemedim ama bana şu şekilde yaklaşmayın. Sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun diyeceksiniz. Herkesin kriterleri vardır ve ben biraz daha katı davranıyorum çoğu zaman acımasız davrandığım da söylenebilir. "Kırmızı Oda" dizisi çok mu iyi derseniz hayır değil ama son dönemde bırakın TV'yi diğer platformlarda bile karşılaştığım çoğu diziye açık ara fark atarak galip geleceğini söylemem gerekiyor. Oyunculuk kusurları benim gözüme çok batar ve bundan dolayı onlarca diziyi 1 2 bölüm izledikten sonra kenara bırakırım. Yine "bağzı" arkadaşlar diyebilir ki "çık sen oyna o zaman amk" ben kendi oyunculuğum hakkında bişey demedim. "Kötü" diye hitap ettiğim oyuncuların o rolü benden bin kat daha iyi oynadıklarına ve oynayacaklarına eminim. Ama vakit ve çoğu zaman para ayırdığınız bu tip şeylerin iyi olmasını olabilecek en üstün başarıyı görmek istersiniz. Ben de öyle birisiyim ve bir tık da bu konuda katı olduğumu söyleyebilirim. Yine diyeceksiniz ki "Kırmızı Oda" dizisinde hiç mi kötü oyunculuk yok? Şunu diyeceğim ki ben şu güne kadar izlediğim hiç bir filmde dizide kusursuz oyunculukla dolu bir yapıt görmedim ama bazı film dizilerde bunlar çok göze çarpmaz bazısındaysa gözleri kör eder yanakları al al yapar "bu ne ya?" dersiniz.
Bu bir "Kırmızı Oda" dizisi övme yazısı değildir
Ana oyuncular :
Binnur Kaya - Doktor Hanım Tülin Özen - Doktor Piraye Burak Sevinç - Doktor Deniz Meriç Aral - Doktor Ayşe Halit Özgür Sarı - Klinik Müdürü Murat
Yardımcı oyuncular :
Gülçin Kültür Şahin - Sekreter Tuna Sezin Bozacı - Kafe Görevlisi Aynur Baran Can Eraslan - Çaycı Hüseyin
(Burda da çaycı Hüseyin olması başta biraz komik gelmişti ama güzel rol yapan bir kişiyiyi seçmişler)
Konuk oyuncular (Psikolojik rahatsızlıkları olan insanları canlandıran oyuncular)
Emre Kınay (5-) Hakan Meriçliler (5-) Melisa Sözen - Alya (2-) Evrim Alasya - Meliha (1-) Salih Bademci - Mehmet (1-4) Hande Doğandemir - Nesrin (1-4)
NOT: Yanlarındaki sayılar hangi bölümler arasında oldukları ya da hangi bölümlerde oynayacakları anlamlarına geliyor
  1. NOT : İzlemeyi düşünenler ya da izleyenler için Salih Bademci ve Hande Doğandemir yani Mehmet ve Nesrin ismindeki oyuncuların 4. bölümden sonra var olacaklarından emin değilim ama galiba onların işleri bitti.
Oyuncu incelemesi:
Normalde ana oyunculardan başlanır ama benim başra Alya (Melisa Sözen) oyuncusuyla başlamak istiyorum çünkü mükemmel oynamış rolünü. Bağzı yerlerde (spoi geliyor) ruh hastalığını "Batman Dark Knight" filmindeki "Joker" (Heath Ledger)'den bile daha iyi oynadığını düşünmeye başladım. Duygu değişimlerini çok iyi yakalıyor bakışları hareketleri mükemmel oynamış. Umarım gelecekte de rol alacağı film/dizilerde de bu başarıyı elde eder. Gerçekten tebrik ediyorum kendisini.
Baş psikoloğumuz herkesin "Doktor hanım", "Doktorum" (Binnur Kaya) diye hitap ettiği oyuncumuz. İsminden tam emin değilim duyduğumu da hatırlamıyorum internetten baktım orda da doktor hanım yazıyor. Her neyse izlemek isterseniz ismi geçiyorsa öğrenirsiniz ismi o kadar da önemli değil. Binnur Kaya bir çok film/dizide oynadığımız çoğumuzun komedi dalında tanıdığı bir isim. Oyunculuğu ile dikkat çeken ve kaliteli işler başaran bir kişi umarım başarılarını devam ettirir. Dizide aşırı akıcı konuşmasıyla ve iç sesinin de kimi zaman devreye girmesiyle birlikte gayet kaliteli bir oyunculuk yakalamış. Diksiyonuyla ve değindiği konularla bazen "Lan bu kadın acaba gerçek hayatta da mı bir psikolog" diyebileceğiniz bir isim. Gayet şık kıyafetler de giyindirerek ve müthiş bir çalışma ortamıyla da desteklendirilerek çok kaliteli yaptığı "Psikolog" rolünü de yapımcı ekip çok iyi pekiştirmiş. Dizide her doktor farklı alanla ilgileniyor. Doktor hanım ya da gerçek ismiyle Binnur Kaya daha çok yetişkin insanlarla ilgileniyor.
Doktor Deniz diye hitap edilen Burak Sevinç adlı oyuncunun canlandırdığı psikolog "çocuk psikoloğu" diye de anılan bölümde hizmet veren kişiyi canlandırıyor. Şu an 4 bölüm yayınlandığı için bu bölümlerde pek gözükmese de sadece 1 hastayla olan konuşmasını ve yaşanan olayları görebildik 4. bölümde. Gayet kaliteli bir oyunculuk yapmasının yanında elleriyle de yaptığı tahtadan maket figürlerle de öne çıkarılmış bir karakter. Şık giyindiği ve mimiklerini iyi kullandığı için puanım Burağa 10 üzerinden 8. 2 puan nerden kırdın diye sorarsanız adamı dizide görmediğim için. Ama konuştuğu yerlerde de gayet iyi oynadığını söyleyebilirim.
Diğer doktorlar hakkında yorum yapamayacağım dizinin daha başlarında olunduğundan çok az konuşmaları var ama gayet iyi oynadıkları aşikar.
Gelelim yardımcı oyuncuları eleştirmeye,
Herkesin "Sekreter Tuna" diye seslendiği Gülçin Kültür Şahin'in rolü üstlendiği ve kliniğin sekreteri olan kişi. Çok baskın bir karakter olmamasına karşın eğlenceli dizinin depresif havasını az da olsa kıran ve "Doktor Hanım" kişisinin de önceden yakın arkadaşı diye belirtilen oyuncu. Sık sık odalara kahve götürmesi ve gelen hastalarla yukarı çıkıp kayıt döküm defterine yazı yazarken olan sahneler dışında görülmeyen bir karakter.
"Kafe görevlisi Aynur" rolünü canlandıran Sezin Bozacı, pek değil neredeyse hiç baskın olmayan bir karakter. Kafe görevlisi rolünden de anlayacağınız üzere kliniğin kafesinde çalışan kişi rolünü üstlenmiş durumda dizi başından beri 2 3 dk ekrana yansıtıldığını düşünüyorum ve bu karakteri atlıyorum.
"Çaycı Hüseyin" rolüyle ekrana gelen Baran Can Eraslan. Bildiğimiz Çaycı Hüseyin değil. Kekeme bir çocuk. Çay kahve felan yapıyor işte bi extrası yok. İyi oynamış rolünü ama birisinin çocuğa kekeme konuşmanın sadece takılarak ve kelimelerin baş harflerini uzatarak olmadığını söylemesi lazım.
Şimdi konuk oyunculara gelelim,
NOT : BURADA SPOİ OLABİLİR ONDAN DOLAYI BURAYI OKUMADAN GEÇMENİZİ TAVSİYE EDERİM. BEN YİNE DE SPOİ OLAN KISIMLARA SPOİ GELİYOR YAZACAĞIM.
NOT 2 : KARAKTERLERİ ANLAMAK İSTİYORSANIZ DA OKUYUN
Emre Kınay ve Hakan Meriçliler kişileri daha sadece fragmanda gösterildiğinden bunların rollerini bilmiyorum.
Melisa Sözen'in canlandırdığı "Alya" karakteri. Kısaca bahsetmek gerekirse,
(SPOİ VAR ATLA BURAYI)
Çok zeki bir kız, okuduğu bölümü 1.likle bitiren hali vakti gayet yerinde olan ailesinden sevgi görmemiş annesi ve babasını 3 4 sene önce kaybetmiş bir kız. Küçükken büyüdüğü "köşk" te dışlandığından psikolojik sorunları var. Aynalardan nefret ediyor ve dokunsanız ağlayacak gibi. Çocukken görmediği sevgi onu kitap okumaya itmiş ve konuşma problemi var akıcı konuşamıyor ve 4 yaşındaki kız çocuğundan farksız. Çok zengin olmasına rağmen bir evsiz gibi giyiniyor çocukluğunda takılı kalmış bir kişilik bozukluğu var.
(SPOİ BİTTİ)
Akıl hastası gibi davrandığı yerlerde gerçekten kaliteli bir oyunculuk gösterdiğini söylemeliyim. Yukarıda spoi diye belirttiğim kısmı 4. bölümün ilk yarısında öğreniyorsunuz.
"Meliha" isimli karakterin canlandırılmasında rol alan Evrim Alasya. Kadın rolünü gayet layığıyla yapan çok sıkıntı çekmesine rağmen zorluklara hala göğüs geren "Güçlü Kadın" tabirine tam olarak uyan kişi rolünü çok iyi oynamış. (Saçlarını da kısa kestirmiş gerçek bir güçlü kadın işte)
(SPOI ALERT)
Öncelikle dizinin kötü bulduğum yönünde de belirteceğim gibi Meliha karakterinin hikayesi aşırı abartılmış. 5. boyut filmine dönen hikayesinde aşırı derecede hüzün ve acı geçiyor. Kısaca özetlemek gerekirse babası annesini zamanında bir pavyondan ya da genelevden kaçırıyor babası ve annesi birbirlerine aşırı aşık olmalarına karşın 6 tane de çocuk yapıyorlar. İşin özeti meliha 6 kardeş büyüyorlar. Ama annesi ve babası birbirleri dışında kimseyle ilgilenmediği için bu çocuklar kendi başlarına düşe kalka büyüyorlar. Melihanın annesinin Pavyondan ya da Genelevden gelmesinden dolayı peşinden adamların gelme ihtimaline karşın dağın başında bir yere yerleşiyorlar babası ve annesi önceden. Gün geliyor ve pavyon /genelev sahipleri gelip bunların babalarını vuruyor ve en büyük kız kardeşi alıp götürüyorlar. Daha sonra polisler getiriyor kızı ama 5 gün boyunca 15 16 yaşındaki kıza tecavüz ediyorlar dizi gereği (böyle bir sahne yok tabii ki de) her neyse gel zaman git zaman yine anne aklını kaçırıyor felan derken geçinmek için yine anne orospu oluyor köyün erkekleriyle para karşılığı yatıyor. Anne aklını aşırı kaçırdığından olsa gerek gün geliyor yatağa düşüyor ve ölüyor. 2 erkek 4 kız kardeş ortada kalıyorlar. Anneyi de gömecek kimse olmadığından anneyi bu 6 kardeş en büyüğü tahminimce 16 17 yaşlarında en küçüğü de 3 yaşlarında olmak üzere. Bu arada en büyüğün bi küçüğü de 9 10 yaşlarında falan. Bi gariplil var orada. Neyse kardeşler alıyorlar kazmayı küreği anneyi gömüyorlar. Daha sonra büyük kız İstanbul'a kaçmak için ailecek, köyün erkekleriyle para karşılığı yatmaya başlıyor. Günler geçiyor para birikiyor derken İstanbul yolculuğu gerçekleşiyor. Büyük kız geneleve işe giriyor küçükleri de bir eve yerleştiriyor. Meliha dediğimiz kişi de genelevde çalışan kişinin bir ufağı. Meliha artık evin annesi rolünü üstleniyor 11 12 yaşındaki çocuk. Ablaları bunlara para yolluyor öyle hayatta kalıyorlar 3 5 yaşlarındaki ufak erkek çocukları marangoza işe giriyor o şekilde çocukluklarını geçiriyorlar. Gün geliyor ablalarını aradıklarında ablalarının 7 yerinden bıçaklandığını ve bu şekilde öldüğünü öğreniyorlar. Herkes perişan felan derken çocuklar çalışmaya başlıyor. Kızlar terzide oğlanlar da marangozda. Bu şekilde geçim sağlanıyor. Sonra herkes evleniyor derken meliha ev sahibiyle mecburi bir evlilik yapıyor. Adam Meliha'yı sürekli dövüyor derken 2 tane çocuğu oluyor Meliha'nın. Daha sonra evde bir yangın çıkıyor Meliha'nın büyük çocuğu yangında hayatını kaybediyor. Meliha'nın bilinen hikayesi bu.
(SPOI ENDS)
Meliha kaliteli bir işlenmiş bir karakter ve çok derin bir karakter. Dizide en çok göreceğiniz kısım Meliha karakterinin olacak.
Salih Bademci ve Hande Doğandemir'in canlandırdığı "Mehmet ve Nesrin" çifti. Bu ikilinin 2 tane de çocukları var. İlginç bir aile zenginler ama sorunları var. Açıkcası özellikle Salih Bademci çok iyi bir oyunculuk sergilemiş çok beğendim.
(SPOI ALERT)
Şimdi başlayalım karakterleri özetlemeye. Nesrin kişisinin pek bir geçmişini göremediğimizden sadece şu anını anlatacağım. Mehmet aşırı kıskanç psikolojik sorunları olan herşeyi şiddetle kavgayla çözen birisi. Nesrin dayak yiyen eş ve çocuklar da şiddet görüyor. Nesrin psikoloğa ayrılmak istediğini söyleyerek gidiyor. Mehmet kadını senelerce dövmüş.
Mehmet'in hikayesi de şu şekilde, çocukluğunda sürekli babasından dayak yiyen bir çocuk. Tüm ailesinden özellikle de babasından sürekli şiddet gören neredeyse her gün dayak yiyen ve bilimum bir çok sebepten ötürü dayak yiyen bir çocuk. En çok dayak yeme nedeniyse cılız ve hasta olması. Çocukluğu tramvatik geçerken ailesi abisini seviyor abisini asla dövmüyor ama diğerleri sürekli Mehmet'e fiziksel ve psikolojik şiddet uyguluyor. Gün geliyor askere gidiyor ve askerde de ne bir ziyaret ediliyor ne bir mektup telefon derken Mehmet aşırı sinirli eve geliyor ve ortalığın tabiri caizde amına koyuyor. Ardından ailesi bunu sinirli halde görünce Mehmet'i adam yerine koyuyor ve mehmetin her konudaki çözüm yolu şiddet oluyor. Çocuğunu da cılız diye döven Mehmet'in hikayesi galiba 4. bölümde bitiyor.
(SPOI ENDS)
Kaliteli oyunculuklar çıkarmışlar oyuncu da işini layığıyla yapmış ben beğendim.
Oyunculardan bahsetme kısmı bitti şimdi biraz da teknik detaylara geçeyim.
Dizinin ana konusu psikolojik rahatsızlıkları olan insanların ve psikoloji danışmanlarının aralarında geçen muhabbeti anlatıyor desek doğru olur. Bölüm sürelerinin çok uzun olduğunu söylemek gerekiyor, oralama 150dk diyebiliriz. Ondan dolayı çayınızı kahvenizi çerezinizi ve peçetenizi alıp ekran başına geçin. Sulu gözlü ya da hassas kalpliler için pek tavsiye etmediğim bir dizi. Çünkü çoğu yerinde gözlerinizi doldurabilecek sahneler var ve bu sahneler esnasında çalan müzikler ve yapılan oyunculuklar tek kelime ile ifade edilirse "MUHTEŞEM" bir Türk dizisi beni bu kadar duygulandırıp gözlerimden yaş düşme eşiğine getirmemişti. Dizinin en çok sevdiğim yerlerinden birisi de 2 tane aptal insanın aşkından ve arasında geçen kimsenin ilgilenmediği ilişkilerinden daha ve umarım hiçbir zaman bahsetmiyor oluşu. Dizinin daha teknik detaylarını merak eden arkadaşlar için kısa özet şu şekilde olacaktır:
Tür : Dram Psikolojik
Uyarlama Madalyonun İçi –Gülseren Budayıcıoğlu
Senarist : Banu Kiremitçi Bozkurt
Yönetmen : Cem Karcı
Başrol : Binnur Kaya Tülin Özen Burak Sevinç Meriç Aral Halit Özgür Sarı
Besteci : Fırat Yükselir
NOT: Dizinin bir kitap uyarlaması olduğunu bilmeyen arkadaşlar da yukarıda belirttim hangi kitap olduğunu.
Şimdi bence dizinin "+" ve "-" yönlerini kısaca ele almalıyım ve yazımı bitirmeliyim.
NOT : Dizi daha 4 bölümlük olduğu için çok +'sı az -' si olacaktır. Sebebi gayet basit, seyirci toplamak için çok kaliteli iş çıkarmaya çalışacaklar diye düşünüyorum ama bu başarının da her daim sürmesini istiyorum.
Dizide 2 aptalın aşkı anlatılmıyor. Daha çok toplumsal olaylara değindiğinden yaş kısıtlamasının üzerindeki herkes izlemeli bence. Psikoloğundan kahvedeki amcasına kadar herkes için ders niteliği taşıyan bazı yerleri var anlayıp yakalamasını bilene. Dizi sade yapılmış sürekli saçma sapan mekanlarda geçmiyor 1 2 tane farklı mekan dışında neredeyse hep klinikte ve kişilerin anlattıkları olayların gerçekleştiği yerlerde geçiyor. Bu da akılda kalıcılığı arttırıp " bu kimdi şimdi " ya da " bura nere" sorularıyla karşılaştırmıyor. İşi uzatmıyor uzun uzadıya bakışma sahneleriyle dolu değil dizi. Her saniyesi dolu dolu geçiyor. Ben duygusal şeyler izlemeyi sevmem ama güzel duygulandırıyor insanı burasını da iyi buldum. Oyunculuklar çok güzel olmuş sırıtan kimseyi görmedim daha hatta bazı yerlerde çok çok üst düzey işler ortaya çıkarılmış. Bir Türk yapımından beklemediğim bir iş ortaya serilmiş. Prodüktörler de kaliteli işler çıkarmışlar geçişler eski dönemde yaşanan yerledeki kıyafetler dizaynlar felan ince düşünülmüş güzel eklenmiş şeyler olmuş hep bunu da beğendim.
Eksi yönlerine geçeyim.
Notta da belirttim daha 4 bölüm olduğundan çok fazla eksi yönü yok dizinin ama 1 2 noktası var sıkıntılı olan.
Bazı yerler aşırı abartılmış Özellikle Melihanın hayatı. 5 tane 10 yaşlarında çocuğa ev veriliyor okula gitmiyorlar falan çok abartı bir hikaye olmuş. Melihanın kaliteli bir rol yapmasına karşın sürekli "Doktorum" demesi beni ara ara irite etmedi değil. Aynı şekilde Alya'nın da hikayesi bi tık abartıydı bunu ama kişilerin üstün oyunculukları kapatıyor diyebilirim sıkıntıları. Onun dışında psikolog sarılmıyor abi sarılsan bazıları icin herşey düzelecek sarıl be ablam artık izlerken benim sarılasım geldi Alyaya neyse bunları da hoş karşılayıp incelememi bitiriyorum.
Dizinin ilk 4 bölümüne 9/10 veriyorum.
NOT: ARKADAŞLAR BEN BİR ELEŞTİRMEN DEĞİLİM ONA GÖRE ATIP TUTUN VE TÜRK DİZİLERİNE KIYASLA YAPTIM YORUMLARIMI
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.09.19 13:43 CrooSFire41 Beyler Bi Filmi Arıyorum Yardım Please

Film kafamda o kadar eskiki hayal meyal hatırlıyorum //küçüğüm 9-10 yaşında fln ve tv ye yabancı filmler cıkmış izliyom birini ama gece geç vakti olduğu için bitiremiyorum ve uyuyorum filmin detayları; ana karakter erkek ve bilim kurgumsu bir ortamda geçiyor ve galiba ileri bir yıldayız herkesin ömrü,yaşayacağı yıl kolundaki bir saat te yazıyor süre bitincede vefat etiyor ana karakterin annesi süresi az ve ölmek üzere saatler arası yaşam aktarılabiliyor bende 20 yıl var sana 2 yıl verebiliyorum tarzı ama yetişemiyor ve annesi vefat ediyordu (araları kesik kesik hatırlıyorum bi ileriden bi geriden örnekler veriyorum) ana karakter bi şekilde şehrin gelişmiş bölgelerine geliyor ve bir dost ediniyor şehirde yaşam kumarı tarzı saatler ile poker fln oynuyorlar (herkes ortaya 2 yılını koyyor kazananın 10 yılı oldu tarzı) bizim dostumuzda tam bir kumar ustası ve 100 yıl gibi uzun bir süresi var ama hayattan bıkmış biz uyurken nerdeyse tüm süresini bize aktarıyor ve son dakikalarında bi köprüden atlıyor sonra bizim maceramız devam ediyor gibiydi ana konsept bu filmi araştırdım ama bulamadım ben dün yediğimi zor hatırlarım ama 10 yaşlarında izlediğim bi filmi hatırlıyorum rüyamıydı acaba bilmiyorum ama bi bilginiz varsa söylersiniz ztn
submitted by CrooSFire41 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.14 09:50 griljedi GRRM 2016 Söyleşileri

- 2015 yılında, yapmaya karar verdiğini söylediği twistin, GoT dizisi için mümkün olmayacağını çünkü kitaplarda hala yaşayan ilgili bir karakterin dizide öldüğünü açıkladı(Elbette bir sürü karakter öldü ve bazıları hiç eklenmedi ama küçük yan karakterleri konu dışına atabiliriz diye düşünüyorum).
- Yüzsüz Adamlar hakkında...
Biliyorsunuz, suikastçilerden oluşan bir loncaya sahip olmak, yaygın bir fantezidir. Suikastçılar loncasını icat eden ilk kişi ben değildim; Biliyorsunuz, bu büyük ölçüde bir fantezi kinayesidir. Tarihte bunun için çok fazla kanıt yok. Şey ... tek kanıt, Orta Doğu'da bulunan Assassins (Haşhaşiler) adlı bir grubun olduğu ve Orta Doğu'daki insanları öldürmek için suikastçılarını gönderen Dağın Yaşlı Adamı adında bir adam olduğu, orası yüzyıllardır insanları öldürdükleri yer ama suikastçıların fantezi loncaları gibi değillerdi, bu yüzden ona kendi yorumumu koymaya karar verdim. Aslında birkaç farklı suikastçı loncası kurdum, sadece Yüzsüz Adamlar değil, Hüzünlü Adamlar ve hepsi.
Yüzsüz Adamlar felsefesinde biraz var; onlar- bazı açılardan onlar bir ölüm tarikatı ve bu dinsel bir temel, ben de bunu düşündüm ve ondan çıkarım yaptım. Gerçek dünyada daha fazla ölüm kültüne sahip olmamamıza şaşırdım, çünkü bana öyle geliyor ki, eğer bir şeye tapacaksan, ölüm oldukça iyi bir şey çünkü biliyorsun, mesela, bizim bütün bu dinlere sahibiz; sana ölümsüz hayat sözünü verirler. Hiçbiri onu teslim etmiyor. Diğer tüm dinlerdeki herkes zaten ölür, bu yüzden kazanan ölüm kültüdür. Ölüm kültü gerçekten ölüme yol açabilir. "Gelin ve bizimle ibadet ederseniz ölürsünüz." Evet, muhtemelen yapacaksın! Öyleyse ... neyse. Bunu aldım ve onunla koştum.
- GRRM, kendini pro-seks feminist olarak tanımlıyor, yani pornogrofinin ve seks işçiliğinin kadını aşağıladığını ve sömürdüğünü ve buna karşı olduğunu.
- Soru üstüne Arya’nın yakında çiçek açacağını ve ileride Arya ve Gendry’nin yeniden buluşacağını söyledi.
- GRRM Dorne hakkında konuştu! Şovu tam olarak reddetmiyordu ama bunun hakkında söyleyecek iyi bir şeyi yoktu. Bir adam, 6. sezonun onun için kitapları bozup bozmayacağını sordu. "Dizide olanların kitaplarda olacağını düşünme, dizi tamamen farklı. Kitaplar öyle olmayacak." gibi bir şey söyledi. Gerçekten ondan(show) hoşlanmadığını hissedebiliyordunuz.
- Yemekte asistanı Joanna bana bazı grafik romanların resimlerini yapan diğer asistanının "süper gizli" bir şey üzerinde çalıştığını söylediğini söyledi ve biraz sonra George masamdayken, bana Bloodraven'ı da içeren daha fazla hikaye üzerinde çalıştığını söyledi. İlk önce D&E öykülerinde Kışyarı'nın Dişi Kurtları olasılığı beni heyecanlandırdı ama sonra ben deh gibiydim, muhtemelen Winds ve sanat asistanı başka bir şey üzerinde çalışıyordu(Sonra bunu tekrar doğruladı, muhtemelen 6. kitap için Kankuzgun’u sahneleri yazıyordu).
- Targ ve Targ Olmayan Teorisinden bahsetmiş ve “İlginç, çok şey biliyorsun” cevabını vermiş(Bilmeyenler için; annesi Targ olmayan ilk doğan Targlar, anneye çekerken sonrakiler babaya çekiyor. Bknz; Rhaegar’ın kızı anneye, oğlu babaya; diğer anneden olma oğlu Jon da annesi Lyanna’ya benziyor).
- 2016’daki Bağış Yemeğindeki söyleşisi sırasında, gelmeden önce, Cersei sahnesi üzerinde çalıştığını söylemiş.
- GRRM, sanat ve oyun gibi şeyler için bazı alt lisanslar çıkardığını söyledi. GRRM ayrıca HBO'nun hikayenin tv versiyonunun tam benzerlik haklarına sahip olduğunu, yani Dany'nin Emilia'ya benzediği resimler yapılamayacağını belirtti. Kendisine iki kez sorulmasına rağmen, HBO ile kendisi arasındaki duyguda gerçek bir bağdan kaçınmakta çok dikkatliydi.
- GRRM, filmlerin kitaplardan çok uzaklaştığında nasıl nefret ettiğini söyledi(Anlayan anladı, bize sor bir de Martin! :D ).
- Bir seyirci GRRM'ye sordu: “Game of Thrones TV dizisi kitaptan uzaklaştıkça, bu, hayran kurgu hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi veya herhangi bir şey yaptı mı?
GRRM'nin Yanıtı: "Hayır. Telif hakkı ihlali olduğu için hayran kurgusuna karşı çıkmaya devam ediyorum. Tabii ki HBO, bana para dolu büyük damperli kamyonlar ödeyerek bunu aşıyor. Öyleyse, evimin önüne parayla dolu büyük bir damperli kamyonla gelmek isterseniz, size biraz hayran kurguları yapmanıza izin vermeyi düşünebilirim ama o zaman bunu hayran kurgusu olarak görmeyeceğim. Bunu bir alt lisans olarak düşünürdüm. Oyun, kart oyunları ve jeton vb. Yapan kişilere birçok alt lisans yapıyorum. Ancak Harlan Ellison, yıllar boyunca çok sesli olduğu bu kurala her zaman sahipti. Onun hakkındaki konuşmasını YouTube'da bulabilirsiniz ve bence John da sanatçıya para ödemek zorunda olduğunu düşünüyor çünkü bu şekilde hayatımızı kazanıyoruz. "
(Yıllardır dizi için D&D’nin Hayran Kurgusu demiştim ve 2016’da GRRM aslında beni resmen onaylamış. Daha ne diyelim? :D )
- Martin, kimsenin Kankuzgun’unu sevmediğini düşünüyor (ben seviyorum cicim).
- Arkadaşım, Jon ve Arya arasındaki romantizm (teori) ilişkisini sordu, Jon’un Ygritte’de gördüğü Arya bağlantısını gündeme getirdi. GRRM, evet ya da hayır diye bir cevap vermedi. Onun yerine Ygritte’in, Jon’un, yanında rahat hissettiği kadınlık seviyesi olduğunu ifade etti. “Bunun bir romantizm göndermesi olduğunu düşünmüyorum, bu belirli bir fiziksel tipe bir göndermeve Jon’un takdire şayan bulduğu şeyin bir göstergesi. Bu sanki birinin size birini hatırlatması gibi, biliyorsunuz... Diğer insanlar, orada yaşayan küçük kemirgenlere benzeyen saçlar yüzünden rahatsız olabilir. (Jon) Buna alıştığı için onu rahatsız etmiyor. GRRM şimdi koridorda "Geçmişteki bazı şeylerin bu kadar güçlü bir foreshadowing olmamış olmasını dilediğini" ve "bazı yeni şeylerin o zaman daha güçlü bir foreshadowing olmasını dilediğini" söyleyerek bitirdi.
- Bunun yerine George, (kitabın) taslağının ofis binasına asılmasına ve birinin fotoğraf çekip bunları paylaşmasına "kızdığını" söyledi. Bunun sadece kendisi ve yayıncı için bir mektup olduğunu söyledi. Bunu söylerken çok kararlıydı ve yüzünde görebiliyordunuz. Daha sonra, taslaklar yazmakta, kitap teslim tarihlerini belirlemekte iyi olmadığını ve taslaklarda sık sık "b*k uydurduğunu" ve "karakterlerin yol boyunca değiştiğini" söyledi. Yan not: Geçmiş röportajlarda başka şeyler söylediğini biliyorum(karakterlerin sonlarını 91’den beri bildiğini ve hiçbir zaman değişmediğini sayısız kere söylemesi meselesi, bu yüzden muhtemelen Jaime gibi karakterler için konuşuyor olabilir), bu yüzden bunu istediğiniz gibi yorumlayın. * "Alıntılanmış" kelimeler aynen onun sözleridir.
- Ona Bran / Orman Dansçıları / Pinokyo teorimi sordum. Pinokyo'nun Bran hikayesinde sahip olduğu görünüşte ağır etkiye dikkat çektim ve o da "İlginç" diye yanıtladı. (Pinokyo)Disney filmini görüp görmediğimi sordu çünkü bu onun "en sevdiği" Disney filmi ve ne kadar "karanlık ve rahatsız edici"idi. Kitapları okuyup okumadığımı da sordu ve sonra kitap ve film arasındaki farklara değindi. George, o sırada Pinokyo'nun vicdan istemediğini ve kendisine bir vicdan vermeye çalıştığı için cırcır böceğini ezdiğini söyledi. Birisi araya girdiğinde Bran'ı Pinokyo ile ilişkilendirmeye başladı. Bunun bir çeşit dikkat dağıtıcı taktik olduğuna inanıyorum çünkü bir şeylerin peşinde düşmüş olabilirim. Sonra durup cevabının sonraki bölümünü düşünürken, başka bir kadın Shakespeare'in onu nasıl etkilediğini sordu. Bu arada, bu Shakespeare sorusu halka açık tartışma panellerinde en az iki kez daha sorulmuştu.
- Doğrudan gerçek kitaplardaki referanslardan söz etmeye başladı, o zamandan bugüne taslaktaki "farklılıklara" gitti. Ana beşlinin oyun sonunu, ve Sansa’yı da dahil ederek, Demir Tahta kimin oturacağını hala bildiğini söyledi, ancak herhangi bir ayrıntı vermedi bariz nedenlerden dolayı.
(Şimdiye kadar çevirdiğim bu söyeleşi karmaşık bir şekilde sıralanmış, bir yerde bahsedip sonra ileride tekrar bahsedip ayrıntıya giriyor veya arada başka bir şey bahsedip devame diyor gibi, anormal. Bu yüzden tekrar tekrar sorulmuş gibi düşünmeyin bazı şeyleri.)
- (Jon-Arya meselesine devam) Pekala, bunu benden daha fazla düşündün. Demek istediğim, Jon Arya'ya çok düşkün. Burada Stark ailesi yuvasındaki iki garip kuştu. Diğerleri, birbirlerine benziyorlar, ikisi de kahverengi saçlara sahipti, biliyorsunuz, Sansa ve Bran ve Rickon ve Robb'un kumral-kızıl saçlarının aksine. Yani aralarında her zaman bu yakınlık vardı. Ve bilirsiniz, Arya Jon'un bir piç olduğunu umursamadı ve Jon da Arya’nın bir erkek fatma olduğunu umursamadı, bu yüzden orada bir yakınlık var. "
- [Jon'un sevgilisini kız kardeşiyle karşılaştırmasıyla ilgili soru (ama olayı çok baya başka noktaya geçirip, başka şeylerden bahsedip, sonunda bir şeyler bağlıyor)] "O(Jon) yaptıysa, uhm ... Bu kitapları 1991'de yazmaya başladım ve uhm, 91'de üzerinde çalıştım ve sonra bir televizyon oyunu aldım, bu yüzden onu gerçekten 'Doorways' üzerinde çalışmak için bir kenara bıraktım. 92-93'te tv pilotu ve bir televizyon programı yaptım. 94'te ona [kitaplar] geri döndüm ve üzerinde çalıştım. Biliyorsun, o zamana kadar, yazar olarak kariyerimde, satış öncesinde kitabın tamamını hep daha önce yazmıştım. Bu alışılmadık bir durum. Çoğu yazar bölümler ve bir taslak yazıyor. Birkaç bölüm yazıyorlar, kitabın geri kalanının ana hatlarını veriyorlar, bunu yayıncıya veriyorlar ve yayıncı 'tamam, onu alacağım' diyor.
"Bazılarınızın fark etmiş olabileceği gibi, çok çok dikkatli bir şekilde ilgilenenler, son teslim tarihlerinde iyi değilim. Ve, uh, taslaklarda da iyi değilim. Her zaman taslaklardan nefret ettim. Fevre Dream ve Armageddon Rag ile Dying of the Light ve tüm romanlarım ile kitabın tamamını yazdım. Bölümler ve taslaklar yapmadım. Oturdum, bütün bir kitap yazdım ve ajansıma gönderdim. 'Bakın, işte tam bir kitap ve bitti' dedim. Bu şekilde son teslim tarihim olmadı, piyasaya çıkmadan önce bitti. Ve benim için iyi çalıştı. Ve ilk düşüncem bunu aynısını yapmaktı bir şekilde ama olan şey, biliyorsunuz, 1994'te, ona döndüğüm ve üzerinde çalışıyordum ve bu konuda çok heyecanlıydım ve 'Bu Game of Thrones kitaplarını gerçekten sonraki bölümlerini bitirmeyi istiyorum ' . Ama hala Hollywood'daydım ve Doorways’deki tüm bu temelleri kaybettim, hala oradaydım ... Stüdyolar ve Networklar hala benimle çalışmak istiyor, bu yüzden başka işler alıyorum "Bu filmi senin yazmanı istiyoruz", "başka bir tv pilotu yapmanı istiyoruz" gibi. Ve biliyorsun, onlardan birkaç tane aldım ve 'Aman tanrım, kitabı tekrar kaldırmam gerek' dedim. Çünkü [kitap için] son tarihim yok. Biliyorsunuz, Hollywood'u düşündüğünüzde size bir son tarih verecekler, bilirsiniz, 'burda oğlum, bu filmi yaz, üç ay sonra istiyoruz' diyorlar.”
"Bu yüzden, 'Bak, romancı olmaya geri dönmek istersem, bitmemiş olsa bile bunu satmak zorunda kalacağım' dedim. O noktada 200 sayfalık Game of Thrones'um vardı ama onlar bunu istediler "Taslaklar yapmıyorum. Ne olacağını bilmiyorum, giderken çözüyorum. Ve hep böyle yaptım." dedim. Hayır, bir taslak hazırlamamız gerekiyordu. Bu yüzden iki sayfa yazdım, ne olacağını düşündüğümle ilgili iki sayfalık bir şey. Bir üçleme olacak, üç kitap olacak, Game of Thrones, the Ejderhaların Dansı. ve Kış Rüzgarları Bunlar üç pencere başlığıydı. Ve, uh, üç kitap olacak ve bu olacak ve bu olacak ve bu olacak. Ve ben uyduruyordum.”
"Ve bu iki sayfanın çoktan unutulduğunu düşünmüştüm çünkü elbette kitaplar satıldı. Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri'nde ve İngiltere'de satıldı. Daha fazla Hollywood işi almak zorunda kalmayacağım kadar çok paraya sattılar. Böylece etrafta 'hayır' diyebildim. 94 ve 95'te bitirmek için birkaç tane daha az [???] vardı. Bir kere ‘hayır, artık daha fazla tv show istemiyorum, bu kitapları yazmak istiyorum” dedim ve kitapları yazmaya başladım. Ve bu süreçte, taslağı hemen hemen göz ardı ettim. Karakterler beni tamamen farklı yönlere götürdü. Yani, 20 yıl boyunca o iki sayfalık şeyin var olduğunu bile unutmuşum. Ve sonra İngiliz yayıncım HarperCollins'den biri, yeni bir ofis binasına, uh, yepyeni ofislere, yeni konferans odalarına, kitaplarla ve benzeri şeylerle dekore ettikleri büyük konferans odalarına kavuştu. . Konferans odalarına yazarların adını verdiler, yani konferans odalarından biri [?] Ve bu plastik vitrinlerden birine iki sayfalık taslağı astılar, evet. [??], benden izin istemediler, sadece koydular. Ve bu iki sayfalık taslakta Jon ve Arya romantik bir öğe haline geliyor. "
(Sonra yine en yukarıda “işte bunun romantizm göstergesi olduğunu sanmıyorum... ile başlayan paragraf geliyor ve sonra 5 dakika kaldı, diye bir şey söyleniyormuş ve GRRM devam ediyormuş.)
"Biliyorsunuz, bu taslağın ortaya çıkmasına çok kızmıştım. Olmamalıydı. Bunun gibi ana hatlar ve mektuplar yalnızca editörün gözleri içindir. Kamuya açık gösterilmemelidirler. Ve, uh, onlar ayrıca [?] [?] üzerindeki kağıtlarım, tüm makalelerim ve yazışmalarım. Biliyorsunuz, o şeyleri oraya yıllardır gönderiyorum ve bu, bilirsiniz, gelecekteki bilim adamları için veya her neyse, tıpkı diğer birçok yazar gibi. Her nasılsa, kafamın arkasında 'evet, öldüğümden 20 yıl sonra bir bilim adamı girip onları bulacak' gibiydim. Hemen içeri giriyorlar! "
[1991 sonuyla devam edip etmediğini soruyorum]
- "Evet, yani nereye gittiğimi bilmediğimi söylediğimde kısmen şaka yaptım. Ana fırça darbelerini biliyorum ve ana fırça darbelerini 1991'den beri biliyorum. Kimin Demir Taht'ta olacağını biliyorum. Bazı savaşları kimin kazanacağını biliyorum, ana karakterleri; kimin öleceklerini ve nasıl öleceklerini, kimin evleneceğini ve tüm bunları biliyorum. Ana karakterler. Tabii ki yolum boyunca bir bir çok küçük karakter, bilirsiniz, ben, uhm ... 1991'de Bronn'un nasıl olacağını biliyor muydum, Bronn'a ne olacağını? Hayır, Bronn adında bir adam olacağını bile bilmiyordum. Onu yol boyunca keşfettim. 'Tamam, (Tyrion)kaçırılıyor. Bakalım orada bir çift paralı asker var, isimleri Fred ve Bronn' yazıyordu. Aslında Bronn ve Chicken'dı ve onlardan biri öldü, bir yazı tura attım 'tamam, kim öldü? Tavuk öldü, çünkü adı aptalca. Bronn daha iyi bir isim, bu yüzden Bronn'u koruyacağım.' Ve sonra Bronn oldukça ilginç bir karakter haline geldi ve bu karakterlerin çoğu kendi akıllarını kazanıyor. Siz konuşana kadar öne doğru itiyorlar ve havalı bir söz düşünüyorsunuz ve Bronn'a veriyorsunuz çünkü konuşmaya çalışıyor ve şimdi Bronn havalı bir şey söyleyen biri. [?] Karakterler bu şekilde sizde büyüyor. Bu yüzden hala yol boyunca küçük karakterlerin çoğunu keşfettiğim. Ama ana-"(cümle tamamlanmamış? Peh)
[Arya'nın ve Jon'un kaderini bilip bilmediği soruldu.]
- "Tyrion, Arya, Jon, Sansa, bilirsiniz, tüm Stark çocukları ve büyük Lannisters, evet."
(Yeminle şu ana kadar çevirdiğim en karmaşık söyleşi bu oldu, muhtemelen aktaran arkadaşın kendisinden kaynaklı çoğu ve GRRM de baya çelişkili ve yarımlı ve aktaranın bile anlamadığı bazı cümleler kurmuş. Ne diyon abi sen? Sıfırdan şimdi her şeyi tekrar daha düzenli anlat lütfen. :D Neyse şimdi başkalarına geçiyoruz, burası bitti.)
- En çok hangi karakterle ilişki kurduğu sorulduğunda “hepsiyle ilişki kuruyorum. Onlara sempati geliştiriyorum. Empati, her yazarın meydan okumasıdır. Yazmayı öğretirken insanlara ‘bildiklerini yazmak’ yerine tam tersini yazmanı söylüyor. Derileri içinde dolaşmaları gerekiyor.”
- Jon ve Robb olmak ister ama gerçekten Sam gibi (Aslında bu son dönemlerde Sam’e benziyorum açıklamalarını ilginç buluyorum çünkü ilk yıllardan beri kendisini Tyrion ile özleştirdiğini gördüm ama sanırım artık öyle olmadığını anladığı bir aydınlanma yaşadı).
- Aeron'un inancını paylaşmadığını ancak ilginç bulduğunu söyledi. İnancı sayesinde kendini bir arada tutan paramparça bir adam.
- "Brienne, zincirden örülmüş zırhlı bikini giyen DND kadın savaşçılarına cevabımdır"(Saygılar usta, aldık mesajı, seni anlıyor ve sonuna kadar bu konuda destekliyorum).
- Birisi Arthur Dayne'in öldüğünü doğrulamak istedi. "HİÇBİR ŞEYİ ONAYLAMIYORUM. 1000 aptal teorinin hüküm sürmesine izin verin ”(GRRM, ben senin....)
- Sancaksık Kardeşlerin neden R’hllor inancına geçtiği soruldu. “Çünkü onlar birinin ölümden döndüğünü gördüler. Birinin ölümden dirildiğini görsem ben de o dine girerdim.
- Birisi Brandon Stark'ın Kral Toprakları'na gittiğinde Rhaegar'ın çıkıp ölmesi dışında başka bir şey söyleyip söylemediğini sordu. George, tarihin bunu kaydetmediğini söyledi ama muhtemelen şöyle bir şeydi, "Bu uzun bir yolculuktu. Yiyecek bir şeyler var mı? Oğlum, atıma iyi bak. " (Şakanı yesinler.)
- Annem, zor zamanlar geçiren çok iyi bir aileden geliyordu ama yine de bir servet hatırası vardı. Bradys adlı ailesinin adını taşıyan uzun bir iskele inşa ettiler. Okula giderken her gün çok süslü Brady evinin önünden geçti ve kendi kendine "Neden o eve BİZ sahip değiliz? O rıhtım bizimdi! Kendimi kraliyet ailesinin sürgün edilmiş bir üyesi gibi hissettim. Belki de Dany şeylerin bir kısmı buradan geldi.”
- "ASOIAF'in bu kadar uzun olmasını planlamıyordum. İçinde dolaştım. Daha önce sadece dört roman yayınlamıştım ve her biri sadece bir yıl sürdü. ASOIAF'ı bir üçlü olarak yazmayı planlamıştım, bu yüzden üç yıl süreceğini düşündüm. İlk kitap için 1400 sayfaya ulaştığımda, uzun bir kitap olacağını biliyordum. Yaklaşık 400 sayfa kaldı ve bu ACOK'a dönüştü. Sonra "dört kitap üçlemem" beş oldu ve sonra altı kitap üçlemesi oldu. Ben onu 6 kitapta tutmaya sımsıkı sarıldım ama eşim Parris yedi parmağını kaldırmaya devam etti. Tolkien'in dediği gibi, hikâye anlatıldıkça büyüdü. "
- Konuşmanın öne çıkan bazı kısımları: -Varys ve Littlefinger, her birinin birbirleriyle ilgili zararlı şeyleri bildiği, ancak hiçbirinin diğerinin niyetinden emin olmadığı (Littlefinger daha yakın olsa da) politik bir dans oynuyor.
- Eğer en sevdiği karakteri öldürürse karısı onu terk edecek herkes diyor ki, A ile başlayıp bitiyor.
- Hayır, 2500 kişilik bir forumda Lyanna'nın son sözlerini açıklamayacak.
-Ve en açıklayıcı olanı: Winds için Kış'ın 'şeylerin öldüğü' en karanlık dönem olduğunu ve birçok karakterin karanlık yerlere gideceğini söyledi(gel de heyecan yapma :D ).
- Yedi Krallık'taki siyasi kurumların neden bu kadar zayıf olduğunu düşünüyorsunuz?
Krallık ejderhalarla birleşti, bu yüzden Targaryen'in kusuru monarşiyi tamamen onlara bağlı olarak yarattılar. Küçük konsey gerçek bir kontrol ve denge olarak tasarlanmadı. Bu yüzden, ejderhalar olmadan (krallık) aksırdı, çılgınca beceriksiz ve megalomanyak bir kral, aşk vurgunu bir prens, acımasız bir iç savaş, tahtla ne yapacağını gerçekten bilmeyen ahlaksız bir kral ve sonra kaos.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.09.12 02:34 fragmanlife mert firat kefaret dizisinde rol alacak mi

Usta oyuncu Mert Fırat’ın yeni sezonda Fox Tv’de ekrana gelecek Kefaret Diziyle görüşmeler başladığı iddia edildi. İşte detaylar!
Yeni yayın döneminin geldiği ve yeni ve eski dizilerin yeniden seyirciyle buluşmak için saatlerini beklediği ve ekranlara geldiği bu günlerde ekrana ilk kez gelecek bazı dizilerde son hazırlıklarını yapıyor. Yapımlar yayınlanacakları kanallarda sırayla ekrana gelirken bazı yapımların bu konuda geç kaldıkları görülüyor. Sezonun iddialı yapımlarından biri olması beklenen ve Fox Tv ekranlarında yayınlanacak olan 25 Film tarafından hazırlanan Kefaret dizisi de son hazırlıklarını yapıyor. Başrolünde usta oyuncu Nurgül Yeşilçay’ın yer alacağı diziyi Mahinur Ergun kaleme alıyor. Dizinin cast çalışmaları devam ederken son dakika bilgisi olarak yapımcı 25 Film’in başarılı oyuncu Mert Fırat’la Kefaret dizisinde rol alması için görüşmelere başladığı iddia edildi. Son olarak başarılı yönetmen Hilal Saral’ın çekeceği açıklanan ancak daha sonra Hilal Saral’ın projeden ayrıldığı duyurulan Kefaret için başarılı oyuncu Mert Fırat’ın ne cevap vereceği merakla beklenmeye başlandı. İşte detaylar!
Mert Fırat Kefaret Yolunda! Son dönemlerin başarılı oyuncularından Mert Fırat’ın önümüzdeki sezon hangi dizide rol alacağı şimdilik bilinmiyor. Herhangi bir projeyle anlaşmayan Mert Fırat’a Fox Tv’de yayınlanacak Kefaret Dizisinin yapımcılığını üstlenen 25 Film’den teklif gittiği iddia edildi. Başarılı oyuncu Nurgül Yeşilçay’ın başrolünde yer alacağı dizide Yeşilçay’a Mert Fırat’ın eşlik etmesi için görüşmelere başlanırken henüz bir sonuç alınamadığı gelen haberler arasında. Cast çalışmalarının devam ettiği ve Eylül ayında sete çıkması beklenen ve Ekim ayının ilk haftasından itibaren de Fox Tv’de seyirciyle buluşması beklenen Kefaret’in bir annenin dramı ve yaşadıklarını konu alacağı öğrenildi. Yakışıklı ve başarılı oyuncu Mert Fırat’ın rolü kabul etmesini çok isteyen sevenleri ise şimdiden meraklı bir bekleyiş içine girdi.
Mert Fırat Kimdir? Pek çok başarılı yapımda rol alan ve son olarak adı Fox Tv’de ekrana gelmesi beklenen Kefaret adlı diziyle anılmaya başlanan genç ve başarılı oyuncu Mert Fırat 10 Ocak 1981 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir. İlk orta ve lise eğitimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünde eğitimini tamamlamıştır. Pek çok başarılı yapımda rol alan Mert Fırat’ın rol aldığı yapımlardan bazıları şunlardır. Ufak Tefek Cinayetler, Yol Ayrımı, Aşk ve Gurur, Serçe Sarayı, Bir varmış Bir Yokmuş, Gece, Erkek Tarafı, Kelebeğin Rüyası, Beni Unutma, Devrimden Sonra, Dedemin İnsanları, Bin bir Gece, Bizim Evin Halleri.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar Sesli Chat Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Babil Fragman Zümrüdüanka Fragman Savaşçı Fragman Survivor Fragman Bay Yanlış Fragman Sen Çal Kapımı Fragman İyi Günde Kötü Günde Fragman Arıza Fragman Menajerimi Ara Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.09.12 02:22 fragmanlife show tv dizisi ramoya bomba transfer

Murat Yıldırım’ın başrol oyuncusu olarak ‘Ramo’ karakterine hayat verdiği RAMO’da yeni sezonun en büyük sürprizlerinden biri de Cihangir rolüyle diziye katılan Olgun Şimşek oldu
Eylülayında heyecan fırtınası estirmeye hazırlanan Ramo dizisine bomba gibi transfer yapıldı. Oldukça iddialı isimlerden oluşan oyuncu kadrosuna katılan usta oyuncu kim? BKM imzalı diziye katılan ünlü oyuncu hangi karakteri canlandıracak? M. Çağatay Tosun’un yönettiği dizinin kadrosu kimlerden oluşuyor? Şimdi detaylar
Ramo’ya bomba transfer! Toprak Karaoğlu, Seda Karaoğlu ve Birol Tezcan’ın kaleme aldığı BKM imzalı Ramo dizisi Show Tv ekranlarında yeni sezon için gün sayıyor. Ünlü oyuncu ve sunucu Murat Yıldırım’ın başrol oyuncusu olarak ‘Ramo’ karakterine hayat verdiği RAMO’da yeni sezonun en büyük sürprizlerinden biri de Cihangir rolüyle diziye katılan Olgun Şimşek oldu. Cihangir karakteriyle RAMO’ya dahil olan Olgun Şimşek’li ilk tanıtım ekranlarda dönmeye başladı. Olgun Şimşek’in Cihangir karakteriyle verildiği tanıtımda Ramo, özgürlük ve adalet için en zirvedeki ismin karşısına çıkıyor. En büyük düşmanıyla bu sezon karşılaşacak olan Ramo’nun nasıl bir intikam alacağını izleyip göreceğiz.
Ramo dizisi kadrosu? Kadrosunda Murat Yıldırım, Esra Bilgiç, İlker Aksum, Yiğit Özşener, Berk Hakman, Görkem Sevindik, Cemre Baysel, Nilüfer Açıkalın, Sacide Taşaner, İlkay Kayku, Efsane Odağ, Rüzgar Aksoy, Hakan Salınmış, Haluk Cömert, Leyla Kader İlhan ve Nebil Sayın gibi başarılı isimler yer alan Ramo, Çukur’un Adana versiyonu olarak çekiliyor.
Olgun Şimşek Kimdir? 1971 Bursa doğumlu oyuncu, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunudur. Tiyatroya Yılmaz Erdoğan -Demet Akbağ Tiyatrosu'nda sahnelenen Otogargara adlı oyunla başlayan Şimşek, bir zamanlar ekranlarda fırtına gibi esen İbo Show'da İbrahim Tatlıses'in pişekarı 'Güçlü' tiplemesiyle meşhur oldu. Bir Demet Tiyatro'sunda 'Kudret' tiplemesiyle geniş bir hayran kitlesine hitap eden Olgun Şimşek, Sihirli Ceket, Yedi Numara, Beşik Kertmesi ve Alacakaranlık dizilerinde boy gösterdi. Uzun yıllar Türkiye Ekonomi Bankası Reklam filmlerinde oynayan oyuncu kendi gibi oyuncu olan Şebnem Sönmez ile evlenmiştir.
Ödülleri : 1999 - Ankara Film Festivali, "Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu" Ödülü, Karışık Pizza
2004 - Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2004 - Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2004 - Orhon Murat Arıburnu Ödülleri, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2005 - Adana Altın Koza Film Festivali, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2005 - Ankara Film Festivali, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2005 - Uluslararası İstanbul Film Festivali, "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yazı Tura
2012 - Antalya Televizyon Ödülleri, "Komedi Dizisi En İyi Erkek Oyuncu" Ödülü, Yalan Dünya
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar Sesli Chat Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Babil Fragman Zümrüdüanka Fragman Savaşçı Fragman Survivor Fragman Bay Yanlış Fragman Sen Çal Kapımı Fragman İyi Günde Kötü Günde Fragman Arıza Fragman Menajerimi Ara Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.09.06 16:50 ManMcDudeman Could you guys please check if this text is gramatically sound?

So I have to write one page in turkish for a test at university, which is quite a lot to ask of someone after just one semester. Also, since the semester was entirely online, I had only a third of the lessons that I was supposed to have. So could you guys check it real quick? It's a graded test too so it's rather important. ._.
I'm sorry if it's a lot to ask since the text is not that short
Benim adım (ad) ve soyadım (soyadı). Yirmi yaşındayım. 10 şubat 2000 Almanyada doğdum. Ben maalesef şimdi işsiz, ama calışmak istiyorum. Oberrimsingen'de oturuyorum. Bu köy güzel, ama çok küçük. Kuaförümüz yok, süpermarketümüz yok ve lisemiz de yok, ama bize yakın çok köyler var. Kilise ve güzel bir saray Oberrimsingen'da var. Hayat burada biraz sıkıcı. Burada ailemle oturuyorum. Annem, babam ve bir erkek kardeşim var. Annem, o adı Susanne, eczacı olarak çalışıyor ve o elli yaşında. Babam adı Oliver. O firmada vergi danışmanı olarak çalışıyor. Erkek kardeşim Freiburg'da öğrenci. O adı Daniel ve iyi gitar çalıyor. Büyükannem ve büyükbabam bizimle oturmuyor. Onlar Freiburg'da oturuyor. Ailemin bir parçası Fransa'da Vichi'da oturuyor. Büyuk bir çiftlikleri ve eski bir konakları var. Çok hayvanlar çiftlikte var. Onlar tavuklar, inekler, domuzlar ve kediler. Büyükamca bu çiftliki var. Büyük teyzem bir konağı var. O doksan yedi yaşında ve Almanca konuşmuyor. Konak çok eski ve çürümüş. O alt katta yaşıyor, çünkü üst katta yüremek tehlikeli. Ailem onları her yıl genellikle paskalyada ziyaret ediyor. Oberrimsingen'de evimiz oldukça büyük. Ben iki odam var, ama odamlarde çok yer yok, çünkü onlar büyük değil. Birinci odamda televizyonum, yatağım, bilgisayarım, masam var. İkinci odamda şey yok, çünkü o yeni. Burada bir gün mobilya koymak istiyorum. Ebeveynler şimdi evi yeniliyor. Erkek kardeşim yeni bir odası var ve babam evi kapını yeni boyama yapıyor. Bahçeyiz küçük, ama sokağımızda çok büyük park var. Benim hobilerim: Keman çalmak ve çizmek. Keman çalmak kolay değil, ama eğlenceli. Bu yüzden her gün antrenman yapmak istiyorum, ama çok boş zamanım yok. Ben müzik severek. Caz, Punk Rock ve klasik müzik dinliyorum. Maalesef, Punk Rock kemanla çalmak çok zor. Bu çalmak elektrik kemanla daha kolay, ama elektrik kemanlar çok pahalı. Çizmek de seviyorum, ama ben iyi değil. Şimdi mürekkeple bir ejderha çiziyorum, çünkü ''Inktober'' için antrenman yapıyorum. Okumak başka bir hobim. Şimdi ''Game of Thrones'' okuyorum. Bu kitaplar iyi, ama ben televizyon şovu sevmiyorum. Boş zamanda filmler ve Youtube videoları izlemek ve arkadaşlarle video oyunları oynamak beğeniyorum. Favori filmlerim ''Raise the Red Lantern'' ve ''Yürüyen şato''. Animasyon ve çizgi filmler severim. Dil öğrenmek de seviyorum. Üniversitede Türkçe, Arapça ve Çinçe öğreniyorum, çünkü sinoloji ve islami çalışmalar çalışıyorum. Arapça çok zor ve Çinçe kolay, ama çok yorucu. Türkçe gramer tuhaf, ama bu dil çok ilginç, çünkü türk dil ailesi büyük ve türk diller benzer. Bu yüzden Türkçe öğrendimden sonra Kazak, Uygur, Azerbaycan, Tatar ve diğer diller daha kolay. Çok türk ülkelere gitmek ve onların şehriler ziyaret etmek istiyorum. Çok ilginç türk kitaplar ve filmler de var ve çok Türkler Almanyada oturuyor. Bu yüzden Türkçe kullanışlı. Ben islami çalışmalar çalışıyorum, çünkü orta doğu ve orta asya kültürleri ilginç buluyorum. Tarih hakkinda öğrenmek seviyorum ve bu bilim analında çok var. Çin'i ve Çinçe ilginç de buluyorum. Maalesef , Çin çok büyük ve şurada çok diller var, ama Çinçe ortak dil. Bu yüzden sinoloji çalışıyorum. Saat onda kalkıyorum, ama alarm saatim saat dokuzda başlıyor. Kalkmaktan sonra kahvaltı ediyorum. Saat on buçuktan on bire kadar yemek yiyorum. Sabahları marmelatlı ekmek yiyorum ve çay veya kahve istiyorum. Saat on ikide üniversite için öğreniyorum. Saat bir buçuktaya arada sırada bu yapıyorum. Saat üçten beş buçuke kadar benim için boş zaman. Bu süre içinde keman çalıyorum, çiziyorum, veya okuyorum. Saat dörtte biraz yemek yiyorum. Babam ve annem saat dört buçukta iştan geliyor. Annem saat beş buçukta yemek pişiriyor ve ona yardım ediyorum. Saat altı buçukta genellikle yemek yiyoruz. Akşamları arkadaşımla bilgisayar oynuyorum. Bundan sonra film izliyorum, kitap okuyorum, veya kelime hazinesi tekrarlıyorum. Youtube videoları saat on birden yarıma kadar izliyorum. Saat birda yidiyorum. Her gün anneme ev işlerinde yardım ediyorum. Bu plan nadiren çalışıyor, çünkü sık sık sevgilimi bir kaç gün için ziyaret ediyorum. Her cuma arkadaşlarla buluşuyorum ve birlikte filmler izliyoruz, veya diğer şeyler yapıyoruz. Ve her çarşamba keman dersiye gidiyorum. Ben tatildan sonra daha az boş zaman var.
submitted by ManMcDudeman to turkishlearning [link] [comments]


2020.09.06 16:46 ManMcDudeman Could you guys please check if this text is gramatically sound?

So I have to write one page in turkish for a test at university, which is quite a lot to ask of someone after just one semester. Also, since the semester was entirely online, I had only a third of the lessons that I was supposed to have. So could you guys check it real quick? It's a graded test too so it's rather important. ._.
I'm sorry if it's a lot to ask since the text is not that short


Benim adım (ad) ve soyadım (soyadı). Yirmi yaşındayım. 10 şubat 2000 Almanyada doğdum. Ben maalesef şimdi işsiz, ama calışmak istiyorum. Oberrimsingen'de oturuyorum. Bu köy güzel, ama çok küçük. Kuaförümüz yok, süpermarketümüz yok ve lisemiz de yok, ama bize yakın çok köyler var. Kilise ve güzel bir saray Oberrimsingen'da var. Hayat burada biraz sıkıcı. Burada ailemle oturuyorum. Annem, babam ve bir erkek kardeşim var. Annem, o adı Susanne, eczacı olarak çalışıyor ve o elli yaşında. Babam adı Oliver. O firmada vergi danışmanı olarak çalışıyor. Erkek kardeşim Freiburg'da öğrenci. O adı Daniel ve iyi gitar çalıyor. Büyükannem ve büyükbabam bizimle oturmuyor. Onlar Freiburg'da oturuyor. Ailemin bir parçası Fransa'da Vichi'da oturuyor. Büyuk bir çiftlikleri ve eski bir konakları var. Çok hayvanlar çiftlikte var. Onlar tavuklar, inekler, domuzlar ve kediler. Büyükamca bu çiftliki var. Büyük teyzem bir konağı var. O doksan yedi yaşında ve Almanca konuşmuyor. Konak çok eski ve çürümüş. O alt katta yaşıyor, çünkü üst katta yüremek tehlikeli. Ailem onları her yıl genellikle paskalyada ziyaret ediyor. Oberrimsingen'de evimiz oldukça büyük. Ben iki odam var, ama odamlarde çok yer yok, çünkü onlar büyük değil. Birinci odamda televizyonum, yatağım, bilgisayarım, masam var. İkinci odamda şey yok, çünkü o yeni. Burada bir gün mobilya koymak istiyorum. Ebeveynler şimdi evi yeniliyor. Erkek kardeşim yeni bir odası var ve babam evi kapını yeni boyama yapıyor. Bahçeyiz küçük, ama sokağımızda çok büyük park var. Benim hobilerim: Keman çalmak ve çizmek. Keman çalmak kolay değil, ama eğlenceli. Bu yüzden her gün antrenman yapmak istiyorum, ama çok boş zamanım yok. Ben müzik severek. Caz, Punk Rock ve klasik müzik dinliyorum. Maalesef, Punk Rock kemanla çalmak çok zor. Bu çalmak elektrik kemanla daha kolay, ama elektrik kemanlar çok pahalı. Çizmek de seviyorum, ama ben iyi değil. Şimdi mürekkeple bir ejderha çiziyorum, çünkü ''Inktober'' için antrenman yapıyorum. Okumak başka bir hobim. Şimdi ''Game of Thrones'' okuyorum. Bu kitaplar iyi, ama ben televizyon şovu sevmiyorum. Boş zamanda filmler ve Youtube videoları izlemek ve arkadaşlarle video oyunları oynamak beğeniyorum. Favori filmlerim ''Raise the Red Lantern'' ve ''Yürüyen şato''. Animasyon ve çizgi filmler severim. Dil öğrenmek de seviyorum. Üniversitede Türkçe, Arapça ve Çinçe öğreniyorum, çünkü sinoloji ve islami çalışmalar çalışıyorum. Arapça çok zor ve Çinçe kolay, ama çok yorucu. Türkçe gramer tuhaf, ama bu dil çok ilginç, çünkü türk dil ailesi büyük ve türk diller benzer. Bu yüzden Türkçe öğrendimden sonra Kazak, Uygur, Azerbaycan, Tatar ve diğer diller daha kolay. Çok türk ülkelere gitmek ve onların şehriler ziyaret etmek istiyorum. Çok ilginç türk kitaplar ve filmler de var ve çok Türkler Almanyada oturuyor. Bu yüzden Türkçe kullanışlı. Ben islami çalışmalar çalışıyorum, çünkü orta doğu ve orta asya kültürleri ilginç buluyorum. Tarih hakkinda öğrenmek seviyorum ve bu bilim analında çok var. Çin'i ve Çinçe ilginç de buluyorum. Maalesef , Çin çok büyük ve şurada çok diller var, ama Çinçe ortak dil. Bu yüzden sinoloji çalışıyorum. Saat onda kalkıyorum, ama alarm saatim saat dokuzda başlıyor. Kalkmaktan sonra kahvaltı ediyorum. Saat on buçuktan on bire kadar yemek yiyorum. Sabahları marmelatlı ekmek yiyorum ve çay veya kahve istiyorum. Saat on ikide üniversite için öğreniyorum. Saat bir buçuktaya arada sırada bu yapıyorum. Saat üçten beş buçuke kadar benim için boş zaman. Bu süre içinde keman çalıyorum, çiziyorum, veya okuyorum. Saat dörtte biraz yemek yiyorum. Babam ve annem saat dört buçukta iştan geliyor. Annem saat beş buçukta yemek pişiriyor ve ona yardım ediyorum. Saat altı buçukta genellikle yemek yiyoruz. Akşamları arkadaşımla bilgisayar oynuyorum. Bundan sonra film izliyorum, kitap okuyorum, veya kelime hazinesi tekrarlıyorum. Youtube videoları saat on birden yarıma kadar izliyorum. Saat birda yidiyorum. Her gün anneme ev işlerinde yardım ediyorum. Bu plan nadiren çalışıyor, çünkü sık sık sevgilimi bir kaç gün için ziyaret ediyorum. Her cuma arkadaşlarla buluşuyorum ve birlikte filmler izliyoruz, veya diğer şeyler yapıyoruz. Ve her çarşamba keman dersiye gidiyorum. Ben tatildan sonra daha az boş zaman var.
submitted by ManMcDudeman to Turkey [link] [comments]


2020.09.05 04:26 Able-Research-6128 IMDb Puanına Göre Filmlerin Sıralaması

IMDb Puanına Göre Filmlerin Sıralaması
Günümüzde özellikle bir filmin çok beğenildiğinin göstergesi olarak ön plana çıkan IMDB Puanı, kullanıcıların kıstası olarak ön plana çıkar. IMDB puanına göre sıralanan tüm filmler kullanıcıların beğenisine sunulur. Kullanıcılar günümüzde artık platformlar yerine internet siteleri üzerinden filmleri izleyebilmektedir. Bunun için film izleme sitesinde IMDB puanına göre sıralanan filmler yer almaktadır. 2020 yılında veya kült yapımların sıralandığı bu listede kullanıcılar en iddialı puana sahip yapımları kaliteli bir şekilde izleyebilmektedir. Bunun için kullanıcılar site üzerinde yer alan IMDB film izle bölümünden istediği filmlerin sıralamasını görebilir. IMDB film izle bölümünde kullanıcıların karşısına çıkan filmler genellikle ses getirmiş filmlerden olur. IMDB film izle denilince akıllara ilk olarak Esaretin Bedeli filmi gelir. Bir çeşit Hapishane konulu bir film olan bu film birçok kullanıcı tarafından ilgiyle izlenmiş ve puanlanmıştır. Günümüzde Esaretin Bedeli filmi 9,3 puanla kullanıcıların karşısına çıkar. Halen popüler olan bu film kullanıcılar tarafından ilgiyle izlenmektedir.
2020 Yılında Ses Getiren Filmler
Film izleme sitelerinde kullanıcılara ücretsiz olarak sunulan özellikler sayesinde birçok kişi kaliteli çözünürlükte ve Türkçe dublaj desteğiyle istediği filmleri gönül rahatlığıyla izleyebilmektedir. Günümüzde özellikle 2020 yılında ses getiren birçok film bulunmaktadır. Bu filmlerin başında Parasite, Joker ve Jojo Rabbit gibi filmler gelmektedir. Özellikle Oscar dalında neredeyse ödülleri silip süpüren Parasite filmi birçok kullanıcı tarafından ilgiyle izlenen ve beğenilen yapımlar arasındadır. Kullanıcılar 2020 yılında ses getiren filmleri izlemek için yapması gereken tek şey internet siteleri üzerinden aradığı filmi aratmak veya listelemektir. 1080p çözünürlükte ve dublaj desteğiyle filmi izlemek günümüzde internet siteleri üzerinden ücretsizdir. Birçok platform üzerinden halen ücretli olarak hizmet verilse de kullanıcılar ücretsiz olarak sunulan hizmetleri tercih etmektedir. Özellikle yeni çıkan filmler çok kısa süre içerisinde internet sitelerine eklenmesi kullanıcıları bu tarz sitelere yönlendirmektedir. Film izleme sitelerinin bu avantajlı fırsatları ve kaliteli hizmetinden faydalanan kullanıcılar film hakkında yorum yapabiliyor ve insanlarla etkileşime girebilmektedir. Bu nedenle internet siteleri üzerinden film izlemek kullanıcılara cazip gelmektedir.
Kadınların yalnızca kocasını mutlu edip çocuk doğurmak için var olduğunun düşünüldüğü bir çağda Mulan, seçenekleri konusunda pek mutlu değildir. Çin İmparatoru, her bir ailenin bir erkeğinin, ülkeyi Kuzey istilacılarına karşı korumak için İmparatorluk Ordusunda görev yapması gerektiğine dair bir karar verdiğinde, onurlu bir savaşçının en büyük kızı Hua Mulan, hasta olan babasının sağlığı için korktuğundan, onun yerine erkek kılığına girerek savaşa katılıyor. Hua Jun isimli bir erkek olarak orduya katılan Mulan, her adımında içindeki güçten faydalanması ve gerçek potansiyelini benimsemesi gereken zorlu bir mücadeleye girişiyor. Savaştaki yetenekleriyle ön plana çıkan genç kadın, bu süreçte komutanına da aşık oluyor. Bu, onu onurlu bir savaşçıya dönüştürecek, minnettar bir ulusun ve gururlu bir babanın saygısını kazandıracak olan destansı bir yolculuk.
Mulan izle, Film izle, Online Film izle, Yabancı Dizi izle
submitted by Able-Research-6128 to imdbfilmizle [link] [comments]


2020.09.03 21:15 Sunuyemre Geçen gün attığım kitabı devam ettirdim alın bu da 2. bölüm

Mert eve gitmek için ana caddeden geçip ara sokaklardan girdi.Mertin evin bulunduğu caddeye girdiğinde birini gördü.Adam tuhaftı.Dikkat çekici olduğu söylenebilirdi.Kafasında siyah şeritli kahverengi bir fötr şapka vardı.Uzun açık kahverengi bir de kaban giymişti üstüne.Beyaz tenliydi ve saçları gözükmüyordu.Burnu gayet düzgün bir erkek burnuydu.Ağzı biraz küçüktü.En azından o mesafeden öyle görünüyordu.Mert adamın hafif çekik mavi gözlerini görünce tanır gibi oldu adamı.Biraz düşündü ve adamı hatırladı.Fakat burda ne işi vardı onu daha önce buralarda hiç görmemişti.Mert adamı ortaokul günlerinden hatırlıyordu.Mertin Cemden daha çok nefret ettiği biri varsa o da oydu.Kendisine “Cücük” lakabını takan adamın adı Yükseldi.Yüksel Merte hep cücükderdi.Mert bundan hoşlanmazdı.O da hoşlanmadığı için yapardı zaten.Mert ortasınıf yıllarında çok fazla zorbalığa uğremıştı.Bu zorbalığın en büyük payı Yükseldeydi.Bir keresinde sırf şaka olsun diye Merti herkesin önünde çöpün içine atmıştı.Mert yine sinirlenmiş ve ona vurmuştu fakat Yüksel bu darbelere gülerek karşılık veriyordu çünkü Mertin deli gücü bile ona etki edemeyecek kadar güçsüzdü.Mert çok fazla ağlayan biri değildi fakat o gün sinirden ağlamıştı ve hocaları da ona kızmıştı.Çoğu zaman böyle zorbalıklarala geçmişti Mertin ortaokul yılları fakat Yükselin okuldan ayrılacağı günden bir gün önce çok kötü bir şey olmuştu.Mert sınıfta tek başına sırasında otururken Yüksel sınıftan içeri girdi.Yüksel Mertin yanına gitti ve cebinden bir bıçak çıkardı ve Merte uzattı ve şöyle dedi:
-Hey cücük!Eğer azıcık cesaretin varsa bu bıçağı elinde bi kaç tur döndür.Eğer başarırsan sana 20 lira veririm.
Mert ilk başta biraz çekindi ama her insan gibi Mert de parayı severdi.Alt tarafı bir bıçaktı birine girse bile pek bir şey olmaz diye düşündü.Ayrıca döndürmesi kolay bir bıçağa benziyordu.Bıçağı eline aldı.Biraz döndürmeye başladı fakat bir terslik vardı.Bıçağın sol tarafının üstünde sıkıca sürülmüş bir japon yapıştırıcısı olduğunu fark etti.Yükselin neden sadece bıçağın sağ tarafından tuttuğunu şimdi anlamıştı.Yüksele sordu:
+Neden böyle bir şey yaptın?
-Ne yapmışım?
+Aptala yatma.Bıçağa yapıştırıcı sürmüşsün.
-Aa evet.Hay Allah ya unutmuşum.Gel çıkartalım.
Yüksel bıçağın ve Mertin eline biraz su döktü.Kazıdılar ve bıçak çıktı.Yüksel,Mertten bıçağı tekrar aynı şekilde döndürmesini istedi.Bu istekten sonra Mertin içinde çizgiler dönmeye başladı.Kalın,yamuk,çarpık çizgiler hepsi teker teker beynine saplanmaya başlamıştı.Çünkü onunla yine alay ediyordu.Sinirden ne yapacağını şaşırmıştı.
+Ne diyorsun ulan sen?Al bıçağını da yürü git yanımdan.
Fakat Yüksel ısrarla bıçağı uzatmaya devam ediyordu.Fakat en son Yüksel de gülerek.
-Siktirgit korkak herif!Uğraşmaya değmezsin.
Tam o sırada Mertin tüm vücudundaki damarlar hızlı hızlı atmaya başladı.Bir hışımla bıçağı savurdu ve Yükselin kolunda bir çizik belirdi.Kanlar bir anda akmaya başladı.Yüksel yapmacık bir bağırmayla tüm okulu inletti.Yüksel her gün koluna jilet atıyordu zaten alışmıştı böyle bir şeye.Evet tabi ki aniden olmasından ötürü ufak bir çığlık atması normaldi fakat Yüksel çok abartmıştı.”AAAAAH KOLUM,ÖLECEĞİM SANIRIM,MERT BENİ ÖLDÜRECEK YARDIM EDİN AHHH.”Yapmacık çığlığı hocalar ve diğer öğrenciler sınıfa girene kadar devam etti.Hocalar hemen Yüksele ilk yardım yapmaya başlamıştı.Hocalar Merti müdürün odasına aldılar ve onunla konşmaya başladılar.Müdür:
-Vay be Mert!Demek sabahtan beridir gelen bıçak haberlerinin kahramanı sendin.Senden birine vurmanı beklerdim de okula böyle bir bıçak getirmeni hiç beklemezdim!
+Ama hocam bıçağı ben getirmedim ki!
-Kim getirdi o zaman?
+Yüksel getirdi.Beni kışkırttı ben de ani bir sinirle bıçağı savurdum.
-Bir de mazeret mi buluyorsun yaptığına?Ulan çocuk ölebilirdi!Hala çocuğun üstüne iftira atıyorsun.Son günü diye eski olayların intikamını mı almak istedin?Oğlum film mi çekiyoruz ulan burda?Bunların hepsi kaydına geçecek.Velinle görüşüp okuldan atılacaksın!
Ama der gibi oldu bir an Mert.Sonra vazgeçti.İçinde bir umursamazlık vardı.Okulu da geleceğini de boşvermişti.Çünkü artık bıkmıştı tüm saçmalıklardan.Gelcekte kazanacağı 3 kuruş para için değer miydi bunlara?2 kuruş kazanırdı biraz fazla çalışırdı da bu saçmalıkları çekmezdi.En azından buna değer diye düşünüp itiraz etmedi.Kaderini kabul etti.Muhtemelen olayda haklı olan kendisiydi çünkü Yüksel son gününde neden böyle bir şey yapsın?Tabi ki kendi eğlencesi için!Kendi eğlencesi için canını ortaya koymak.Sevmediği birini okuldan attırmak için dolaplar çevirmek.Bu Yüksel de deli miydi be?Neden böyle bir işe girmişti?Nerden geliyordu bu nefret diye merak ettmişti Mert.Belki de kişisel bir şey değildi.Belki de bunu yapmayı seviyordu Yüksel.Hiç soramadı çünkü o günden sonra Yükseli hiç görmedi.Bugüne kadar görmemişti yani.Peki neden bugün buradaydı diye sordu içine Mert.Evine gitmek için karşıdan karşıya geçti.Apartmandan içeri girdi.Merdivenleri tak tak çıktı.Önce kapıyı vurdu.Anahtarı vardı fakat annesinin hareket etmesini istiyordu.Hareket etmek insan vücudu için özellikle yaşlılar için sağlık bir şeydi.Annesi kapıyı açmayınca ne oluyor diye düşündü.Anahtarı cebinden çıkardı kapıyı açtı ve yavaşça içeri girdi.Mutfağa girdiğinde ise ağlayacak gibi oldu.Tüm oda kanla kaplıydı.Mert hafif bağırarak “Hassiktir ulan ne oluyor?”dedi.Rüya mı diye düşündü bir an.Çünkü rüyalarına çok benziyordu.Fakat bu tamamen gerçekti.Kafasını duvarlara vurmaya başladı.Annesi yerde kanlar içinde öylece yatıyordu.Yüzü yukarı bakıyordu.Karnından defalarca bıçaklanmıştı annesi.Gözleri hafif açıktı.Sanki Merte bakarak geç kaldın diyordu.Mertin gözlerinden hafif hafif göz yaşları akmaya başladı.Hala neler olduğunu anlayamamıştı ki aklına birden Yüksel geldi.Kendi apartmanlarından çıkmıştı.Yani öyle olmalıydı gidiş yönü bunu doğruluyordu.Kapıyı çalmıştı,annesine kendisini tanıtmıştı ve sonra…Aklı almıyordu Mertin.Bir insan neden böyle bir şey yapardı?Nerden geliyordu bu nefret?Pencerenin yanına gitti tüm yolu taradı fakat ne Yükseli gördü ne de farklı bir ipucu.İpucu aramıyordu zaten gözleri sadece Yükseli arıyordu.Annesinin yanına yaklaşamıyordu.Hem kan kokusu hem de onu öyle görmek engelliyordu kendisini.Mutfağın diğer taraflarına bakmaya karar verdi.Katilin kullandığı bıçak ortalarda gözükmüyordu fakat gözüne bir kitap ilişti.Bu onun okul fotoğraflarının olduğu kitaptı.Orada olmaması gerekiyordu bu kitiabın.Normalde hep kendi yatağının baş ucundaki çekmecede olurdu.Kitabı açtı.İlk sayfasına baktı.Sayfada “NABER CÜCÜK?”yazıyordu.Okuduğu anda her zamanki sinirlerinden biri yine kapıya dayandı.kitabı fırlattı.Yeri yumruklamaya başladı.Ağzından tek kelime çıkıyordu.”NEDEN?”Bu kelimeyi tekrarlayarak ağlayıp 1 2 dakika boyunca yerde kaldı.Yavaşça sinirini attığını düşününce kalktı ve olabildiğince soğukkanlı bir şekilde kitabı tekrar açtı.Sayfaları geçti ve son sayfada duraksadı.Sayfada Mertin tüm sınıfıyla birlikte çekilmiş bir fotoğrafı vardı.Bir kızın suratının üstünde çarpı işareti vardı.İlk görüşte anlaşılıyordu ki annesinin kanıyla çizilmişti bu işaret.Çok büyük küfürler etti Yüksele.Bu kız onun ortaokuldan sevdiği kızdı.Ona o sıralar o kadar bağlanmıştı ki onun için 6-7 tane şiir yazmıştı.Hatta bir keresinde şarkı bile yazmaya çalışmıştı.Hiçbirinde başarılı olamamıştı.Yazma konusunda yeteneksiz birisiydi Mert.Peki bunu Yüksel nerden biliyordu?Yani neden onun suratına bir çarpı çizmişti?Bu aşkı sadece Mertin annesi biliyordu.Bir an annesini öldürmeden önce annesiyle muhabbet ettiğini sorguladı.Bu mümkündü.Mertin miğdesi bulanmya başladı.Lavaboyu kullandı.Sonra her ihtimale karşı evde bulundurduğu babasının eski tabancasını beline taktı ve hiçbir yere bakmadan evden kendini attı.Artık aklına takmıştı.Yüksel ölmeliydi.Polisi bu işe karıştırmayacaktı.Muhtemelen komşular kokuyu alıp polisi arayacaktı ve belki de kendisini suçlu olarak görecekti herkes.Peki bu umrunda mıydı Mertin.Gidip Yükselin karnına şarjörde bir mermi kalana kadar sıkacaktı ve belki de o mermiyle kendini vuracaktı.Apartmandan çıktı.Allahtan tanıdık biriyle karşılaşmamıştı zira bununla uğraşacak hali vakti yerinde değildi. İlk başta Yükseli nerde bulabileceğini düşündü.Onu hemen bulmalıydı.Nereye gidebileceğini düşündü.7. sınıfta okulun yakınında bir bar vardı.Yüksel hep oraya girmek isterdi okul çıkışlarında.Mertin gözlemlerine göre böyleydi.Ama bugün onu burada bulabilmesini imkansız diye düşündü.Yine de o bara gitmeye karar verdi.Gideyim de sonrası gelir diye düşündü.Çıkmadan önce tüm parasını almıştı.Evlerinde bir bilezik de vardı fakat onu bulamamıştı.Muhtemelen Yüksel çalmıştır diye düşünmüş ve umarsızlıkla geride bırakmıştı.Otobüse bindi.Bara 2 sokak uzaklıkta olan kafenin önünde durdu.Kafasını etrafa çevirmeden direkt bara yöneldi.İçeri girdi.Klasik,barmenin yanına gitti bir bira istedi.Birayı normalde seven biri değildi fakat bara gelmişti.Bir şeyler içmesi gerekiyordu.Kafasını dağıtır diye almıştı birayı.Bir kaç yudum aldı ve ilk birasın bitirmiş oldu.Barmenle konuşmaya karar verdi.
-Birader buralara takılan yüksel adında mavi gözlü birini tanıyor musun?
Hayır diye karşılık verdi.
+Buraya gelen çok az kişiyle tanışırım.Gelmişse bile bilemem.
Mert teşekkür etti ve etrafına bakınmaya başladı.Bir umut bakıyordu.İçinde bulacakmış gibi bir his vardı.Etrafına bakarken birini farketti ve ona dikkatlice bakmaya başladı.Kız da onun tarafına bakıyordu.Normal olarak fark etti ve gözlerinin içine bakarak gülümsedi.Mertin kalbi resmen o anda uçtu gitti.Bu kızı tanıyordu.Kız da onu tanıyordu muhtemelen.Çünkü ona doğru yürümeye başlamıştı bile.Bu kız onun geçmişteki platoniği,kendisi için şiirler yazmaya çalıştığı ve başaramadığı kızdı.Bu kız nasıl oradaydı.Ne kadar da garip bir gün diye geçirdi içinden Mert.Mert de kıza bakarak gülümsedi.Kızın adı Suna idi.
-Meraba.Seni bir yerden tanıyorum da tam çıkaramadım.Acaba sen beni tanıyabildin mi?Çünkü biraz öyle bakıyorsun da.
+Merabalar Suna Su Hanım diyerek gülümsedi Mert.
Ortaokul zamanlarında bu kıza Suna Su derdi.Bu onun için cesaret isteyen bir davranıştı.Bir kaç kez söylemişti bunu ona.Sunanın da hoşuna gitmiş gibiydi.Bu lakabı bir şiirden almıştı Mert.
Suna biraz düşündü ve tekrar gülümsedi.
-Aaa Mert.Mertdi değil mi?
Mert onayladı.O an her şeyi unutmuş gibiydi.Çok mutlu olmuştu.Ne annesi,ne Yüksel…Hepsi aklından uçup gitmişti.Sohbete başladılar.
-Nerelerdesin uzun zamandır.Neler yaptın ne işle uğraşırsın nerde yaşarsın merak ettim.
Mert işten ayrıldığından vs. bahsetti.Hoş sohbetten sonra Mertin aklına Yükseli sormak geldi.Zamanında pek büyük olmasa da Suna ile Yükselin arasında bir arkadaşlık ilişkisin vardı.Sevgili değillerdi.Eğer olsalardı illa ki duyardı.Okulda konuşlurdu.Duymasa bile Mertin gözlemlerine göre aralarında böyle bir ilişki yoktu.Mert,Suna’ya olaylar hakkında bahsetmeden Yükseli sormuştu.
-Yüksel mi?Hayır okuldan sonra hiç görmedim onu.Neden sordun ki?
+Bilmem.Öylesine meraktan sordum.
-Şimdi boşver Yükseli falan.Bir telefon numaranı ver de daha sonra tekrar haberleşebilelim.Zamanında senle arkadaş olmak istemiştim faka dersler vs. yüzünden bir fırsat bulamadım.Zaten sen de pek arkadaş canlısı biri değildin.
Gülümsedi Mert..Sunanın kendisine karşı bir şeyler hissettiğini sezmişti.Mert çirkin biri değildi.Yani Suna sadece bahane olarak seni birine benzettim demiş olabilirdi.Kimin umrunda ki?Onu seviyordu.Konuşma boyunca ikisi de hep gülmüştü.
-Yarın tekrar buluşalım mı?
+Olur.Yarın saat 2de 2 sokak ötede BEY KAFE var biliyor musun?
-Evet.O zaman önünde buluşuruz.
Suna Merti dudağından öptü ve ayrıldı.Bu Mertin çok hoşuna gitmişti fakat bir gariplik vardı.Bu kadar çabuk muydu?Zamanında günlerce bunun hayalini kurmuştu.O zamanlar dersler mi bunu engellemişti?Kafası karışmıştı Mertin.Ama bazen fazla kurcalamamak en iyisi diye düşünürdü Mert.O kadar da akla takılacak bir konu değildi zaten.Kendi paranoyası diye düşündü ve bir otel bulmak için yola çıktı.Çoktan bildiği bir otel vardı.İSTAN OTEL.Oraya gitmek için yola koyuldu.Bir ara sokağa girdi ve bir olaya şahit oldu.Bir adam yolda yürüyordu ve bir kediyi gördü.Adam çöpün kenarına geçip kedinin olduğu yere kusmaya başladı.Kedi o taraftan kalkıp başka bir köşeye çekildi.Adam kusmasını bitirip kediye bakarak gülmeye başladı.Bu sırada Mert adamı tanıdı.Bu komşusu Cemdi.İzlemeye devam etti.Cem bir garip gözüküyordu.Sarhoş olabilirdi.Cem kedinin olduğu köşeye gitti,fermuarını çıkardı ve kedinin üstüne işemeye başladı.Cem sanki bundan zevk alıyordu.Kedi sinirlenmiş olmalı ki Ceme saldırdı.Cem sinirlendi ve kediyi bir tekmeyle yere serdi.Kediye defalarca vurup ölmesine neden oldu.Mert yine sinirlenmişti fakat bu sefer daha soğuk kanlıydı.Cemin arkasından yavaşça yaklaştı.Silahını çıkardı ve Cemin kafasına dayadı.Sesini kalınlaştırarak:
-Sakın tek kelime etme.Sadece dediklerimi yapacaksın.
+Sen kimsin be?
Mert,Cemin silahı fark etmesi için tetiği çekti.
-Bir daha kelime etme şimdi bu kusmuğu yalamaya başla.
Cem korkmuştu:
+Ama..
-Kapa çeneni sadece dediğimi yap.
Cem korkarak kusmuğu yalamaya başladı.
-Şimdi de yaptığın çişi yala bakalım.
+Lütfen bırak gid…
-Sus dedim sadece dediğimi yap.
Cem tanıyamadığı adamın dediğini yaptı.
-Şimdi de kediyi öpüp özür dile.
+Bunları sadece kediye vurduğum için mi yapıyorsun.O bana vumruştu ne yapabilirdim?
Mert bunu susturmadı ve susturmadığına pişman oldu.Bir hışımla ensesine silahın kabzasını vurdu,defalarca yüzünü yumrukladı ve hızını alamayıp Cemi boğmaya başladı.Başarmıştı.Cem ölmüştü.Bugüne kadar kapıldığı kıskançlığı hatırladı ve yüzünde bir gülümseme belirdi.Cemin yüzüne tükürdü.Evet.Artık o da bir kanunsuz olmuştu.Söz sahibi insanların koyduğu,sözde,toplumun uyum içinde işlemesini sağlayan kuralları çiğnemişti.Bugüne kadar hep şöyle düşünmüştü:Eğer birileri böyle kurallar koyduysa bir bildikleri vardır.Evet bir bildikleri vardı.Kendileri için bir bildikleri vardı tabiki de.Diğer insanların hergün neler yaşadığı hakkında bir fikirleri,bir bildikleri yoktu.Dünyadan çok uzakta yaşıyorlardı.Gerçek dünyadan.Aslında biliyorlardı kendilerinin görmediği dünyada neler olduğunu.Ama kimin umrundaki?Cebime vurunca bacağımın sesi değil de paramın sesi duyuluyor diyip mışıl mışıl uyuyorlardı yataklarında.Olan yine bunları kabul eden ve kuralları koyanların yanına giremeyen insanlarda oluşuyordu.Garip olan şuydu ki o insanlar da hiçbir şey yapmıyordu.Bazıları çaresiz kabul ediyordu.Bazıları ise üst kısma aşkla bakıyorlardı.Çünkü onların savunduğu şeyleri savunuyolardı.Benim dinimi savundu.Benim ülkemden olmayanları o da sevmiyor ben de demek ki o benim yanımda.Fakat böyle olmuyordu.O hep kendi keyfinin tarafındaydı.Paranın tarafındaydı.Mert Cemin işini çaldığını hatırladı ve baş ucuna 5 lira atıp otele doğru yol aldı fakat önce bir camiiden içeri girip ellerini yıkadı.
submitted by Sunuyemre to KGBTR [link] [comments]


2020.08.25 13:39 Canlitvizle5 CARTOON NETWORK CANLI İZLE

CARTOON NETWORK CANLI İZLE;
Cartoon Network, toplam 26 ülkede yayın yapan çizgi film kanalları içinden, beklide en çok izlenenidir. Cartoon Network yayın akışı içerisinde, hem kız çocukları için hem erkek çocukları için, birbirinden farklı, eğlenceli ve eğitici çizgi filmler bulunmaktadır. Turksat 4A üzerinden canlı yayın yapan Disney Channel, Minika Çocuk, Minika Go, TRT Çocuk, Yumurcak TV gibi canlı tv kanallarından biri olan Cartoon Network, Türkiye’de Türkçe olarak yayınlanmaktadır. Yazımızın devamında, Cartoon Network frekans ayarlarının nasıl yapılacağını, yayın akışını ve canlı yayını nasıl izleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
submitted by Canlitvizle5 to u/Canlitvizle5 [link] [comments]


2020.08.14 14:33 thepurplbanana bok postası

İnsanların beni sadece loldeki OTP'mden dolayı sevmesinden sıkıldım.Gözünüzün önüne getirmeye çalışın.Tinder dan tanıştığım güzeller güzeli bir kızla ilk buluşmadayım.Herşey çok iyi gidiyor,fazla iyi gidiyor.Ortak ilgi alanlarımız var ve mizah anlayışımız uyuşuyor lakin aynı zamanda birbirimizi şaşırtabilcek kadar farklı tecrübelerimiz var.Laf arasında LoL oynadığımı ve Yone OTP olduğumu söyleme yanlışımda bulundum. O sadece gülümsedi ve bana bunun ne kadar havalı olduğunu söyledi.Sohbete devam ettik. Tuvalet ihtiyacımın geldiğini farkettim ve tuvalete gittim ama telefonumu masada unutmuşum. İçimde çok ama çok kötü bir his vardı. Dayanamayıp masaya geri döndüm ve ne göreyim. Buluştuğum kız çok heyecanlı bir şekilde telefonuna bakıyor. Dur bir saniye! Bu benim telefonum! Şifremi hatırlamış olmalı. "Hayırdır?" Diiyip telefonumu elinden aldım ve ne göreyim! op.gg profilime girmiş ve maç geçmişimi inceliyormuş. "Sadece zaferlerle dolu yemyeşil maç geçmişini görmek istedim" dedi. Nereye gitsem Yone beni bir lanet gibi takip ediyor. Erkek, kadın herkes; eğer bu yeteneğe ve geniş Yone mekanik bilgisine sahip olduğumu duyarlarsa beni adeta bir feed makinesi olarak görüyorlar. Bazen eve atılıyorum, cinsel seks yapacağımı sanarken kız parmağıyla bilgisayarı işaret ediyor ve "Sadece Yenilmez ve orman Yone oyna da seni izleyeyim" diye diz çöküyor. Ben bu muyum? Cesaretinden loldeki süt bebelerinin götüne azakana kılıcı sokan bir katletme makinesi miyim?
Has gurbetçi dediğin döner dükkanı açtığında en az 5 kuzenini evropaya götürür. 3 kuruş kar için pakistanlı dilenci çalıştırmaz. Has gurbetçi fransadan 5 euroluk parfümü lütuf gibi getirmez koyar taşağını calvin kleinden full giyim getirir. Has gurbetçi almanyada 1 euroluk tikivobka minivonka gibi sabun kalıbı çikolata getirmez. Getirdiğiniz o sabun kalıbına delik açıp 31 çekeyim amk beleşçileri. 20-30 k biriktirip benim 10 senede alamadığım evi 1 senede 10 kardeş it gibi çalışıp alıyorsunuz. Gurbetçileri viyana meydanında varna fatihi 2. Murat gibi tokatlaya tokatlaya sikeyim.
AMINA KOYİM SABAHIN 6'SI DAHA KARGALAR YARRAĞINI SAĞA SOLA ŞILAP ŞILAP VURMAZKEN ORUSPU EVLADI PATRON BOZUNTUSU ARIY0 3 DAKİKAYA GELEBİLİR MİSİN DİYO BEN MAKARNEKS MIYIM ORUSPU EVLADI SABAHIN 6'SINDA 3 DAKİKA İÇİNDE ANANIN AMINDAN ATEŞLENEN RAMAZAN TOPUYLA MI GELICEM ?
düşünsenize adamın teki; uzaktan sevdiğiniz ve yüzüne dahi bakmaya kıyamadığınız, açılmaya korktuğunuz o melek gibi kızı altına almış, bağırta bağırta orgazma ulaştırıyor. kız orgazmdan kilitlenerek o kadar sıkı sarılmış ki geri çekilmeye vakit bulamadığından tohumlarını kızın içine akıtıyor ılık ılık. tam da günündeymiş kız. yumurtası en olgun dönemde. o erkeğin spermleriyle dölleniyor yumurtası. ikisine ait bir zigot gelişmeye başlıyor rahminde. hay allah. içinde spermleriyle uyuduğu erkek sabah oflaya puflaya kalkıp ertesi gün hapı alıyor da kurtuluyorlar embriyoya dönüşmeden. bundan sonra daha dikkatli olacaklar. ertesi sefer anal yoldan birleşiyorlar kızla. bir gecede tam üç defa, evet üç defa kalın bağırsağını sıcak spermleriyle dolduruyor o melek gibi kızın. ara sıra parmaklarını vajinasının dibine kadar sokup cervixiyle lıp lıp oynuyor. kızın kaç kere spermleri yuttuğunun haddi hesabı yok. daha sonraları erkeği içine rahat rahat boşalabilsin diye parasını cebinden karşılayarak spiral taktırıyor kendisine.
kız bütün her şeyini teslim etmiş ve onun olmuş. ayağa kalktığında bütün deliklerinden spermler sızıyor bacaklarına doğru.
sen ise uzaktan birlikte olsaydınız neler yapardınız hayalleri kurup "acaba bu kız bana bakar mı" diye iç geçirmekle kalıyorsun. ahh ah dostlarım, hayat bazen çok acımasız. bizim gibi betalar anca uzaktan bakıp acı çekiyor...
UwU öncelikle iyi günler kyaaa:33 -^ herkesin kötü günleri olabilecegini unutmaaa;) v_v kullanıcının oyunlarıni inceledik ve uygunsuz bir davranış bulamadık Allaha sovse 2.saniyede banlariz ama feedlemesi önemli değil wintrade önemli değil hesap alım satım hiç önemli değil sonuçta egirllere,riota veya allaha sovmedigi icin ban atmıyoruz herkesin kötü günü olabilir UwU Chan kendini iyi bak sihirdar bol muzlu günler<33^
-Riot Sorakanin götten yiyen askerleri
arkadaşlar ben 9 aylık evliyim, kocam astsubay. Birbirimizi çok seviyoruz ve aramızda bir problem yok ama yatakta canımı yakıyor. Üstelik beni boğazımdan tutup "nasıl iyi mi terörist kürt" Türk'ün gücünü gör rum orospu" gibi küfürler ediyor. Başta zevkli geliyordu ama giderek şiddetin dozunu arttırıyor artık çok yoruyor beni. Ne yapmalıyım?
Ciddi TİPİ ÇÖP OLANLAR BOŞ YORUM YAPMASIN KENDİNE SÖVDÜRTMESİN!
Beyler benim önemli bir sorunum var amk. Kızlar çok bakıyor. Artık bu bakma olayı cidden rahatsızlık vermeye başladı. Gözünü hiç ayırmadan bakıyorlar. Ben de gözümü ayırmadan bakıyorum ne zaman bakmayı kesecekler diye bakmayı hiç kesmiyorlar. Yanımda kız oluyor mesela geziyoruz diğer kızlar o kadar çok bakıyor ki yanımdaki kız benden daha çok rahatsız oluyor. Bakmasınlar diye ters yapıyorum ters bakıyorum ne bakıyon amk falan diyorum gülmeye başlıyorlar bu sefer. Evden bakkala kadar gitsem bile illa denk geliyor bi tane. Mahalledeki küçük çocuklardan numaralarını gönderiyorlar. Sosyal medyadan rahatsız ediyorlar. Engellemekten bıktım artık cidden. Ciddi bir ilişkiye başlamak istiyorum bu sefer kız bana diyor seni seviyorum ama sen çok çapkınsın beni çok üzersin korkuyorum diyor. Arabası olan kızlar daha tehlikeli üzerime sürüp ses açan mı dersin camı açıp laf atan mı dersin neler neler yahu. Arkadaşlarım bana kızıyor mal mısın amk hepsiyle takıl diyorlar ama halimden anlayan yok. Kızın yanında abisi oluyor babası oluyor kız gizlice bana işaret ediyor kağıda numaramı yazdım gel diyor kafasıyla arkayı gösteriyor. Aranızda mutlaka bunları yaşayanlar vardır beyler Bi akıl verin zor durumda kalmaya başladım ciddi ciddi rahatsız oluyorum amk
HANGİ KIZLARLA CİDDİ DÜŞÜNÜLMEZ
1- Twitter jargonundan anlayan 2- Facebook gruplarında takılan 3- LoL, CS oynayan 4- Türkçe rap dinleyen 5- Depresif görünmeye çalışan 6- İnstada DM anketi atan 7- Erkek kankası olan 8- 18 yaşından küçük olan 9- Reelde ne çok sessiz ne de çok sesli olan 10- Sürekli snap atan 11- Yaşam felsefesi trip atmak olan 12- Her şeyi ciddiye alan 13- Anime izleyen 14- Discord kullanan 15- Ateist satanist falan olduğunu sananlar 16- Sporculara düşen 17- Hiç bir fikri olmadan rastgele bişeylere bok atan 18- Saçma hikayelerle baydıran 19- Dışarıda çok duran eve az giden 20- Rüya ve burçlara inanan 21- Fallara inanan 22- Sevdiğin bir filme(vb.) bok atan 23- Herhangi bir taraftar grubuna üye olan 24- Bir siyasi görüşü normalden daha fazla savunan 25- İlgiye aç orospu cocukları 26- Ergen festlerine 5kmden daha fazla yaklaşan 27- Aşko tarzı kelimeler ile hitap eden 28- 160tan kısa olan 29- Saçını mal mal renklere boyayanlar 30- Sigara kullanan
kızı soyar soymaz zıbam diye geçirmeyeceksin beyinsiz evladı. uzun süre sevişin amk vakit bizim. sonra yavaş yavaş soyacaksın, hala sokmak yok amk evladı. kızı ilk başta yavaş yavaş dokunacaksın, tüm vücudunu gezeceksin. püf noktaları var da uzun sürer. o huylanıp, iyice kıvama gelmeye başlayacak. daha am'a dokunmadık. am yok daha. şimdi biraz kıvranmaya başladığında, amın etrafına bas çek yapacaksın, hafif dokunuşlarla. bunu yaptıktan sonra, dudağını amın etrafında gezdireceksin. daha yalamak yok. sadece dokundurup çekiyorsun. bir süre devam et. kız uçacak. yavaş yavaş ama yakınlaş, orada da dokundur çek dudağını. ilk sinyali yolladık. şimdi tüm vücudu dudağınla gezmeye başla. bunu yaparken arada sırada öpeceksin. kız kuduracak, hatta titreyecek. amın üst bölgesine geldiğinde öpüp çekeceksin. iyice yaklaşacaksın, bu sırada arada da yalıyorsun tabi. ellerin de hiç durmayacak moruk. ellerin sürekli aktif olacak. sen amı öpmeye geldiğinde, ellerin bacaklarda, göğüste olacak. deli gibi sıkmayacaksın. am'a bir öpücük kondurduktan sonra yavaş yavaş elini ama götürüyorsun ve yukarıya kızı öpmeye çıkıyorsun. biraz orada yedikten sonra yine yavaş hareketlerle, aşağıya iniyorsun ve am'a bir dil atıyorsun. sonra kızın suratına bir bak. o şu an burada değil. amı yaladıktan sonra artık iş emmeye gelecek. emeceksin. ellerin sabit durmayacak sürekli oynayacak. emerken kızın suratındaki o azgınlığı göreceksin. sok artık diyecek. amaaaan sakın sokma orospu çocuğu. o kadar yaladın, boşa gider. yalamaya devam. eller durmuyor, amın her tarafını yalayacaksık, isteyecek. daha yarrak sokmadık. kız zaten 1-2 dakika sonra yine isteyecek. çıkarıp yarrağı sokacaksın. erken mi boşalma sorunun var? kıza 3 git gel biraz bekle, beklerken kızı öp falan. sonra devam edeceksin. baktın boşalacaksın, pozisyon değiştirme ayağıyla vakit kazanacaksın. tabi bu erken boşalan yıkıklar için. buradan sonra ağzın, ellerin ve sikin hiç durmayacak. sürekli sikeceksin. ve 2 gün sonra bir mesaj: "yine gelsene"
Belli ki erkek arkadaşına çok büyük ilgi duyuyor ve hayatındaki ilk yada ilklerden biri bu ilişkisi. Heyecanı yüzünden vajinası ıslanmamış ama çok azgın olduğundan sıcacık. Böyle bir durumda vajina hem girilmeyecek kadar dar olur hemde 38 derece ısıya sahip olur. Çocuğun girememesi normal.
Translated by Toygar Ram Çiftliği
Koç çiftliğinde duşta 18 çıplak kovboy emmek istiyorum büyük sert zonklama musluklar on sekiz çıplak kovboy becerdin kovboylar ram çiftlikte duşlarda kovboylar
Sıcak kovboy sıcak sert turuncu, titrek musluklar güçlü onsekiz kovboy daha arka bahçede büyük şişkin musluklar çok Sabit
Orgy içinde duş at ram çiftlik Büyük horoz zonklama, rammed tarafından kovboy popo gibi bir üreme koç gibi çürümek isteyen
Büyük zonklama musluklar almak emdi gerçek derin kovboylar kadar onlar fucked içinde onların uyku ram çiftlik o kayalar Büyük kovboy titrek musluklar
Ram Ranch duşta 18 çıplak kovboy musluklar emmek isteyen dizlerinin üzerinde Ram Ranch duş becerdin becerdin olmak istiyorum on sekiz çıplak kovboy emmek isteyen büyük sert zonklama musluklar Cowboys Ram Ranch gerçekten kayalar
Sıcak kovboy sıcak sert turuncu, titrek musluklar güçlü onsekiz kovboy daha arka bahçede büyük şişkin musluklar çok Sabit
Orgy içinde duş at ram çiftlik Büyük horoz zonklama, rammed tarafından kovboy popo gibi bir üreme koç gibi çürümek isteyen
Ram Ranch duşta 18 çıplak kovboy musluklar emmek isteyen dizlerinin üzerinde Ram Ranch duş becerdin becerdin olmak istiyorum on sekiz çıplak kovboy emmek isteyen büyük sert zonklama musluklar Kovboylar Ram Ranch gerçekten kayalar
Büyük sert zonklama musluklar, gerçek derin kovboylar uyku ram çiftliğinde becerdin almak için emdi, o kayalar kovboylar seviyor musluklar
"رام رانش"
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
رعاة البقر الساخنة برتقالي جامدة الساخنة ، الخفقان الديوك بقوة ثمانية عشر رعاة بقر أكثر في الفناء الديوك المنتفخة الكبيرة من الصعب جدا
العربدة في الاستحمام في رام رانش كبير الديوك الخفقان صدمت بعقب رعاة البقر مثل كبش التكاثر الذي يريد التعفن
كبير الديوك الخفقان الحصول على امتص الحقيقي العميق رعاة البقر حتى الحصول على مارس الجنس في نومهم رام رانش ، إنه صخور يحب رعاة البقر الديوك الخفقان الكبيرة
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
رعاة البقر الساخنة برتقالي جامدة الساخنة ، الخفقان الديوك بقوة ثمانية عشر رعاة بقر أكثر في الفناء الديوك المنتفخة الكبيرة من الصعب جدا
العربدة في الاستحمام في رام رانش كبير الديوك الخفقان صدمت بعقب رعاة البقر مثل كبش التكاثر الذي يريد التعفن
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
كبير الخفقان الثابت الديوك ، الحصول على امتص الحقيقي العميق رعاة البقر حتى الحصول على مارس الجنس في نومهم رام رانش ، إنه صخور يحب رعاة البقر الديوك
SENE 2013 omegleden tanıştığım aybüke diye bir sevgilim vardı 104 gün sevgili olduk sonra aldattı fln neyse ayrıldım orspudan bnde aylar sonra fake açtım onun resmini kydum hesap adında berna kaya koydum facete sonra kapandı o hesabı aybükenin orspuluğunu yayıp numarasını dağıtıp intikam almak için açtım başta sonra intikamı alınca abaza trollemek için kullanmaya dvm ettim tabi o zamanlar yaşım 17 bankmatik kartım yok daha abazalardan para kazanacak yaşta değilim nyse benim hesap baya tanınmaya başladı günde 1000 msj geliyor her grupta orospu berna olarak tanınıyor benim hesap günde binlerce yarrak fotosu geliyor neys konudan sapmyım berna kaya hsabını açtktan 2 yıl sonr biri bana msj attı dediki berna senin berna olmadığını gerçek adının Aybüke olduğunu blyom amk şok oldum yıllarca ben bu fakei açmışım aybükenin fotosunu kullndim adımı berna koymuşum milyonlarca msj gelmiş bir kişi bile sen fakesin sen erkeksin dememiş ama biri bana msj atıyor ve bernanın aslında aybüke olduğunu biliyor yani ben fake değilimde adımı değiştirmişim sanıyor ben berna dedim siktir amk senin Aybüke oldunu biliyorum dedi nerden biliyon dedim pornonu izledim dedi Herhalde taşk geçiyor yada daha önceden trollediğim biri sanıyorum dediki ifşanı izledim escobarda diyor bende pablo escobar mı diyorum bu güldü bana aybükenin yani eski sevgilimin ifşasini atti bir baktım benim aybüke yarrak yalıyo ve ifşanın üstünde ismiyle Aybüke yaziyo yüzü saçı kaşı aynı sevinsem mi üzülsem mi bilemedim ama hala fake olduğumu profesyonelce sakliyorum dedimki pornomu nerden buldun sil fln diyorum bunun attığı videoyu ss aldim aybükenin bütün arkadaşlarına o sakso çektiği fotoyu attım sonra aybükeyle son kez yüzleşmek bir güzel küfür etmek için msj atmak için profiline girdiğimde birde ne göreyim saksocu Aybüke türbana kapanmış ulan hayatımda ne kadar sakso çeken kız tanidiysam hep saksodan sonra kapanıyor amk sakso çeken imana geliyor resmen o zamanlar modayd sonra namuslu takılmak olmayan namuslarini sikeyim
Ok, this is ABSOLUTE fucking bullshit. I went to take a test in class yesterday, and when I saw some sexy looking quadratics, my boner engaged. When I found the y-intercept of the equation, I couldn't help it!!! I closed my eyes, and I TORE my dick to shreds, using whip like motions and pulled with great force. That was one of the best nuts I ever had, just thinking about it now gets me riled up. Thing is, I nutted all over the kid sitting right next to me, and the teacher got all pissed at me, screaming at me for jacking off on a classmate. I told that bitch to shut the fuck up, and that jacking off is a natural, artistic, and beautiful process. He should BE HAPPY that my semen is all over him, maybe he can learn a lesson or two about the culture and art of jacking off. HOWEVER, the teacher didn't agree with me. She KICKED ME OUT of the classroom, and I didn't even finish taking the test. Not only THAT, but they made me clean up my cum after it already dried out and solidified on the carrpet. THATS TORTURE!! Do you know how hard it is to clean dried cum? You CLEAN cum after its FRESH out of your dick, not an hour after you fucking nutted. This is a fucking OUTRAGE. Do you really expect me to not whip out my cock and jack off when i see a HOT quadratic on a test? Either make the equations less sexy, or LET ME jack off in your classroom, asshole.
yeter be yeter. burama geldi. ben de am sikmek istiyorum lan. bizimki de can lan. bizim de canımız çekiyor. doldum artık burama geldi, yarrağıma da laf geçiremiyorum, söz dinletemiyorum. o da bazı şeylerin farkına varıyor, nasıl varmasın, taş değil toprak değil, benden, canımdan, kanımdan bir parça. bıktı banttan yayından, artık canlı yayına geçmek istiyor. yeter bak yemin ediyorum yeter, çıldırmak üzereyim. damarlarımda kan değil sperm dolaşıyor sanki, aylardır döl sıçıyorum. asosyalim lan. karılarla konuşamıyorum. benim yarrağım da sıcak bi amcığa girmek ister elbet. biz de am sikebiliriz elbet. ama yok amk yok. ulan benim vefalı yarrağım bugüne dek ne verdiysem kabul etti. nereye soktuysam yok demedi, mızmızlanmadı. diş macunu tüpünü kesip mi sikmedim, akrilik yünlerine mi yaslamadım, sırf kızlık bozuyomuş hissi vermek için baştan aşağı ketçapa buladığım kumpiri mi sikmedim, babaannemin öğrenci evime sererim diye köyden yolladığı halıfleksi rulo yapıp mı sikmedim koridorun ortasında. ama bıktım eritilmiş, yuvarlatılmış kartonpiyerlere sürtmekten, bıktım banyonun giderini, balkonumdan geçen pimaşları sikmekten. hepsine eyvallah dedi bu vefalı, meczup yarrağım. ama olmuyor beyler. bi yerden sonra kabul etmiyor bünye. gerçek bi delik istiyor. sıcak bi amcığın ateşinde kavrulmak, gerçek bir amcığın g noktasında kolbastı şov sergilemek, kanlı canlı bir bızırın ana arterlerine haçlı seferleri düzenlemek, gerçek bir göt deliğinde türbülansa girmek istiyor.
___"cowonaviwus-kun, we musn't. pwease, my immune system is not that stwong uwu" "I have no othew choice" he wepwied with a hawsh tone "no pwease!" I begged. "I wouwd do anywthing!" he waised his eyebwow, intwigued. "anything?" His fingew twaced acwoss my face, the cowd touch send shivews down my spine. I fewt afwaid but at the same time I fewt dwawn into his gazing eyes, they wooked so dead inside, so... wonewy. "Anything fow you, c-cowonaviwus-kun... " I sniffwed Then I fewt a shawp pain in my chest. penetwating. I gasped fow aiw, which onwy came out as a stwuggwing guwgwe, a coughing fit of bwood. Bwood. Wawm bwood escaped my weak ass bitch body. I wooked at him again, betwayaw and pain in my eyes, as teaws stweamed down my face and I cowwapsed to the gwound. With my bwuwwed vision I see him wook down on me, his stawe wefwected some sowt of twiumph, satisfaction. With damped heawing, I heaw him say the wast wowds I wiww evew heaw: "Then pewish."
Girl: Please don’t rape me! Guy named Please: Teacher: Are you fucking serious? Girl named Serious: Teacher: Are you fucking done? Girl named Done: Teacher: Are you fucking for real? Girl named For Real: Teacher: Please stop fucking everything up. Girl named Everything Up: Teacher: Can you stop fucking fooling around? Girl named Fooling Around: Teacher: Can you stop fucking joking? Girl named Joking: Teacher: Stop fucking cheating! Girl named Cheating: Teacher: Stop fucking stealing! Girl named Stealing: Teacher: Stop fucking yelling! Girl names Yelling: Teacher: Stop fucking sleeping! Girl named Sleeping: Teacher: Today we are going to finger paint Girl named Paint: Teacher: today we are going to publicly execute Hjgfdfghdsafgdsafghds for war crimes! Kid named Hjgfdfghdsafgdsafghds: I am such a comedic genius that it’s utterly, quintessentially inconceivable how I failed my audition at the Laugh Factory. Absolute fucking injustice.
Sabah: Kahvaltı sonrası spor ise :elli gram yulaf ezmesi iki yumurta beyazı bir tam yumurta çırp omlet yap, altmış gram az yağlı böreklik lor peyniri, isteğin kadar domates salatalık, şekersiz yeşil veya normal çay. Daha etkili seksen beş gram yulaf kaynat bir ölçek protein tozu at karıştır ye Antrenman kahvaltıdan sonra değilse Dört yumurta beyazı altmış gram lor domates peynir bir dilim kepek ekmeği bir ölçek protein tozu
Öğlen yarım yeşil elma şekersiz çay veya kahve türleri, ayran veya sade kefir Daha etkili hiç yeme
İkindi: Eğer antrenman akşamsa: seksen beş gram pişmemiş pirinç yağsız lapa şekilde haşla yanına yüz elli gram tavuk veya hindi
Eğer antrenman yoksa İki yüz gram tavuk veya hindi haşlanmış brokoli isteğe göre havuç ve çeşitli sebzeler de haşlanıp yenilebilir toplam sebze miktarı iki yüz elli gramı geçmesin Antrenman yoksa daha etkili: Annenin yaptığı mümkünse etli veya tavuklu ıspanak, kereviz, pazı gibi düşüş karbonhidratlı ev yemekleri iki yüz gramlık porsiyonu geçme
Yatmadan önce eğer yoğun bir gün geçirdiysen bir ölçek protein tozu içebilirsin Antrenman öncesi yemeklerini iki saat önceden ye Antrenmandan önce filtre kahve içerisine bir tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı tavsiye ederim Ne olursa olsun antrenman sonrası protein tozu Antrenman esnasında bir buçuk litre su bitsin Gün içerisinde en az dört litre su Lor dışındaki süt ürünlerinden olabildiğince uzak dur Kalorilerini her fırsatta say Paketli yiyeceklerden kaç şeker düzeyini sıfıra yakın tut Günde beş grama kadar tuz istediğin kadar baharat tüketebilirsin
allah korusun ama eger boyle birsey basiniza gelirse parmaklarinizi kopegin gözüne sokun ve gözlerini oyun yada dasaklarini sikip patlatin amini siktimin itlerin bakin bakim nasil kaciyor amina kodumun iti bana hic bir havyan oglu hayvan it sever yazmasin sizinde annanizi sikerim gozlerinizi oyarim orosbu cocuklari sizi
Acil sikilmesi lazim sana threesome yazıyorum sex education izledik abi biliyoruz bu isleri :stuck_out_tongue: sekks terapisti olduk abi ya vajina uretra yumurtalık amcik derinliği 16 cm olup ilişki yaşanan kişiye gore uzayıp küçülebilir abi sen threesome yap derdin tasan kalmasın :wink:
sikmek istiyorum seni anlıyor musun benim minik orospum, sikmek istiyorum. götünün şerefiyle, haysiyetiyle oynamak istiyorum lan. etli götünün oynak loplarını yaba gibi ellerimle avuçlayıp, akli melekelerimi yitirinceye dek yaslı kalmak istiyorum kavisli çatının tam tepesinde. mor başlı gövel yarrağımı stabilize göt çemberinin etrafında nakış, nakış, ilmek ilmek dokumak istiyorum seni küçük fahişe. kanaviçe desenli yarrak damarlarımdan boncuk boncuk süzülen sıcak spermlerimi, saten kırlent üzerine işlenmiş iğne oyası dantel örneği misali işlemek istiyorum yassı götceyizine. kuru göt deliğine kırmızı fiyonk kurdele takıp, alkış tuta tuta, ağır aksak tempoda, düyek usulünde, hicaz makamında sikmek istiyorum seni. sana ızdırap vermek istiyorum orospu çocuğu anlıyor musun beni? itibarını, erkeklik gurunu, ömür boyu beslediğin, büyüttüğün, yaşatan haysiyetini beş paralık etmek, cümle akraba'i taallukatına rezil'i rüsva, kepaze eylemek istiyorum. babanın gözleri önünde sikmek istiyorum, annenin antika maun sandığında sakladığı naftalinli okul önlüğününü giydirip sikmek istiyorum, amca çocuklarının gözleri önünde pileli eteğini sıyıra sıyıra kucaklamak ve kıskaca almak istiyorum ürkek bedenini. dayının çocuklarına ekşi göt deliğini zorla yalattırmak istiyorum.
Corona virüsüne demişler dünyadaki bütün ülkelere tek tek gidip bulastin insanlari öldürdün peki niye hiç türkiyeye uğramadın demişler corona virüsü de demiş ki türkler öle bı millet ki 1 tane bırakırsan ardında devlet kurup intikam alır
yollardayım ben, ben gidiyorum yolun kenarına kocaman çorba yazmış, hayvan gibi toteme çorba yazmış. içeri giriyorum ne çorbası var diyorum? Mercimek. Ananı sikiyim hayallerimle oynadın orospu çocuğu. Ayak lazım paça lazım işkembe lazım. Mercimek ne o avradını siktiğim madem yok neden oraya kocaman çorba yazıyon orrospu çocuğu. ÇORBA
submitted by thepurplbanana to Tanrilar_Konseyi [link] [comments]


2020.08.14 09:23 Canlitvizle5 Disney Channel Canlı İzle

Disney Channel Türkiye çizgi film kanalı 24 saat yayın yapan Walt Disney'in sahip olduğu canlı televizyon kanalıdır. Kesintisiz tv izle keyfi ile sitemiz üzerinden izleyebilirsiniz. Birbirinden güzel çizgi filmler çocuklara eğlenceli vakitler geçirtebilir. 12 Ocak 2012 tarihinden itibaren Türkiye'de Türkçe olarak yayın yapmaktadır. Kanal üzerinde birbirinden farklı çizgi filmler olduğu için hem kız hem erkek çocukların severek takip ettiği bir canlı tv kanalıdır.
submitted by Canlitvizle5 to u/Canlitvizle5 [link] [comments]


2020.08.14 09:22 Canlitvizle5 Cartoon Network Canli İzle

Cartoon Network, toplam 26 ülkede yayın yapan çizgi film kanalları içinden, beklide en çok izlenenidir. Cartoon Network yayın akışı içerisinde, hem kız çocukları için hem erkek çocukları için, birbirinden farklı, eğlenceli ve eğitici çizgi filmler bulunmaktadır. Turksat 4A üzerinden canlı yayın yapan Disney Channel, Minika Çocuk, Minika Go, TRT Çocuk, Yumurcak TV gibi canlı tv kanallarından biri olan Cartoon Network, Türkiye’de Türkçe olarak yayınlanmaktadır.
submitted by Canlitvizle5 to u/Canlitvizle5 [link] [comments]


2020.07.29 15:08 griljedi GRRM - 2007 Söyleşileri

- Bir sene önceki söyleşide ifade ettiği “Cersei-Dany paralel” meselesini şimdi anladım. Kargaların Ziyafeti ve Ejderhaların Dansı aslında tek bir kitap idi ve bazı şartlar yüzünden hikayede genişleme vb. olarak ikiye bölündü ve doğal olarak bazı sahneler de yeniden yazıldı. GRRM, bu olayda en çok Cersei ve Dany arasında çizdiği parallel sahneler yüzünden yas tutuyormuş. Ekleme imkanı olmamış anladığım kadarıyla. Üzücü olmuş gerçekten, görmek isterim.
- Doğrudan kitaplarla ilgisi yok ama eklemek istedim. 2007 yılına gelindiğince HBO ile dizi anlaşması yapılmış durumda; o sene içinde yazın pilot bölümü çekmeye başlayacaklarmış ve GRRM, HBO olduğu için mutlu olduğunu ifade ediyor. Eklememiştim ama geçmiş yıllarda da dizi/film uyarlaması soruları sorulmuş ve GRRM’in gönlünde yatan kanalın HBO olduğunu birkaç kez öğrenmiştik. Sanırım D&D’nin en büyük ayartıcı özelliği HBO’yu GRRM’e sunması oldu, bu yüzden kabul etmiş olsa gerek. Cersei karakteri için Nicole Kidman’ı istermişti ama ona benzer erkek oyuncu yok diye pek mümkün görünmediğini düşünmüş (Çok emin değilim ama başka bir yerde de Tazı karakteri için Ron Perelman’ı düşündüğünü ifade etmişti sanırım). Söyleşilerden birinde D&D ile katılmış, onların sözlerine katlanamadığım için geçtim ama GRRM’in ifade ettiği bir cümleyi çok ironik buldum; Dan ve David’in önünde kalmam lazım; dizi, kitapları yakalarsa bu çok utanç verici olur(ne yakalaması, geçti, geçti!).
- Ejderhaların Dansı’nda yeni bir POV karakteri göreceğimizi söylemiş ama kim olduğunu ifade etmemiş (Melisandre) ama bu eklenecek son yeni POV karakteriymiş ve bundan sonra da POV listesini azaltmaya niyetli ki önceki yıllarda da bir sürü POV karakterini öldüreceğini ifade etmişti, sanırım 9’a indirmek gibi bir niyeti vardı.
- Ejderhaların, geleneksel betimlemelerin aksine, 2 ayağı olmasını tercih ettiğini çünkü kanatlı hiçbir hayvanın dört ayağının olmadığını ifade ederek geleneksel betimlemelerin onu, bu yönden rahatsız ettiğini söylüyor. Ejderhalar zeki ama Tolkien’in ejderhları gibi konuşmaya falan başlamayacaklar. Targaryenler “ateş ve kan “ ile yönetiliyor ve bu, ejderhaların temsil ettiği şeydir.
- Cersei ve Daenerys, paralel karakterler olarak tasarlanmıştır; ikisi de erkek egemen bir dünyada bir kadının nasıl yönetebileceğini farklı yaklaşımlarla keşfetme sürecindedir.
- Gölge kedilerin boyutu, kaplan ve dağ aslanlarının arasında bir şey.
- Kitap... 1991 yılında çalışmaya başladım. Aslında ilk başta bir bilim kurgu romanı üstünde çalışıyordum, o sıralar Hollywood’da çok fazla iş yapıyordum ve yaz aylarında boştum, o dönemlerde kitaplarımı yazıyordum. 70-80 sayfa yazdıktan sonra aklımda GoT’un ilk bölümü olan “karda kurt yavrularını bulma” sahnesi canlandı. Bu yazma konusunda büyük bir dürtü verdi ve ben de ertesi gün bunun üzerine çalışmaya başladım, mevcut çalıştığım romanın bir parçası değildi ama kağıda dökmek zorundaydım. Sonraki bölümün de ne olacağını bildiğimi fark ettiğimde bir zaman sonra bilim kurgu romanı unutup tamamen bunun üstünde çalışmaya başladım. Bir noktadan sonra 3 ya da 4 bölüm sonra Westeros’un ilk adımı olan haritamı çizdim(ilk versiyonu). Böylece dünya ve hikaye beraber yan yana büyüdü.
- GRRM, kendini Lord Byron tarzı klasik bir romantik olarak tabir edebileceğini söyledi.
- Buz ve Ateş Şarkısı'nda Westeros dünyasının en göze çarpan yönü, mevsimler; mevsimlerin uzun ve rastgele doğasıdır. Mevsimlerin neden böyle olduğunu anlamaya çalışan okuyuculardan yıllar boyunca bir dizi hayran mektubu aldım. Uzun teoriler geliştiriyorlar: belki de çok yıldızlı bir sistemdir ve eksenel eğim nedir, ama şunu söylemeliyim ki, “İyi deneme çocuklar, ama yanlış yönde düşünüyorsunuz.” Bu bir fantastik seri. Sonunda hepsini açıklayacağım ama bunun bir fantastik açıklaması olacak. Bilim-kurgu açıklaması olmayacak.
- WT: Bir fantezide, hikâyenin bilimsel değil doğaüstü veya efsanevi bir çekirdeğe sahip olması gerekir.
GRRM: Evet, doğru, kesinlikle.
- Kahramanlar ve kötü adamlar kavramı George'un görüşüne göre yanlış bir ikiliktir. Gerçek insanlar iyi ve kötünün bir karışımıdır.
- Tüm karakterler tehlikede.
- Kitaplarda görünürde (kanlı canlı görünen bir) tanrı olmayacak ve okuyucu tanrı olup olmadığına kendi karar vermek zorunda kalacak.
- Kitaplar bittikten sonra, Robert'in İsyanı'nın o kadar ayrıntılı bir açıklaması olacak ki bir tanıtım/gösteri gerekli olmayacak veya en azından çok az şüpheye sahip olacağız.
- Panelin bir noktasında GRRM, birçok fantezi hikayesinde çeşitli ırkların tek bir kişilik tarafından nasıl tanımlanmasını beğenmediğini söyledi; yani tüm orklar kötüydü, tüm elfler akıllı vb. Şeyler; oysa, bir ırk içindeki çeşitli kişilerin farklı kişilikleri, bakış açıları vb. olması daha gerçekçi olur. Bazı kıvrak zekâlı izleyiciler ona bu fikrin kendi kitaplarında Ötekilere nasıl uygulandığını sordu, " Buna cevap vermeyeceğim. " dedi. (GRRM, aşk olsunnnn. :) )
- GRRM, tüm Stark çocuklarının warg olduğunu söyledi. Diğer şeyleri de warglayabilirler ama Bran, bu konu üstünde çalışan tek Stark.
- Ejderhaların Dansı’nın A kısmı (ilk kısmı) aslında 2005 yılında bitmiş; Kargaların Ziyafeti bittiğinde de elinde kısmen bitmiş ikinci bir kitabı varmış. Kısmı bitmiş kitabı tamamlamam umduğumdan daha fazla sürdü, diyor.
- Sansa’nın Tazı sahnesini yanlış hatırlaması tekrar sorulmuş. “Bir yazım hatası değil. Bu bir şey! [Gülüyor] “Güvenilmez anlatıcı” buradaki anahtar kelime. İkinci sahne Sansa’nın düşüncelerinden. Ve bu onun hakkında psikolojik olarak ne gösteriyor? Bu şeyler hakkında ince olmaya çalışıyorum.”
- Arya, kurdunu geri alacak mı sorusuna “okumaya devam et, kendin öğren” cevabı geliyor, her zaman ki gibi(kitabı bitir de öğrenelim okuyup).
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.13 10:16 ElectrodeLS Warhammer 40k Tabletop RPG Oyun İlanı

Yeni bir warhammer 40k rogue trader oyunu başlatıyorum ve buna buradan da oyuncu bulabileceğimi düşündüm. Eğer oyuna katılmak isterseniz bana Discord'dan ulaşırsanız sevinirim. Oyunun bilgileri:
Oyun Yöneticisi:@Electrode#6791 Oyun Adı:Geminize verdiğiniz isim olucak Oyun Sistemi:Warhammer 40k Rogue Trader Oyun Tipi:Campaing Oyunun Oynanacağı Platform:Discord Maksimum Oyuncu Miktarı:4 Kullanılabilecek kaynaklar:Resmi Warhammer 40K Rogue Trader kaynakları Aranan Oyuncu Tecrübesi:Warhammer evreni serttir ve sistem bolca okuma gerektirir. Eğer okumayı sevmiyorsanız ve mideni biraz hassas ise size önermem. Sistemi çok bilmenize gerek yok Katılım Süreci:Formu doldurun Oyun Hakkında: İmparatorluğun uzağında kalan dünyalar elbet ki imparatorun ışığından uzaklaşırlar. Siz kaptanınız rogue trader ile imparatorun kutsal toprakları olan Sol sistemi ve Kutsal Terra'dan uzakta belki imparatorun ışığını yapacaksınız belki şimdiki düzene isyan eden isyancılarla birlik olacaksınız belki de sadece korsanlık yapacak ya da hangisi menfaatinize gelirse onu yapacaksınız. Uzay muhakkak soğuk acımasız ve korkutucu ama barındırdığı hazineler ve hikayeler de bir o kadar çoktur. Bu karanlık boşlukta geminizle neler yapacağınız size kaldı Oyun Tarihleri:Birlikte kararlaştırırız
İsim: (Adınız)
Cinsiyet: (Erkek/Kadın)
Yaş: (Yaşınız)
Oyun Tecrübesi:
Zaman Birimi:
Hakkınızda Kısaca: (Kendinizden bahsedin biraz. Ne ile uğraşıyorsunuz? Nasıl birisiniz?)
Tabletop RPG hakkında tükettiğiniz kaynaklar: (Örnek olarak: Dragonlance serisi/Baldur’s Gate serisi/Critical Role/Vampire the Masquerade hikayeleri/Pathfinder Kingmaker)
Favori Dizi/Film/Kitap/Oyun: (Birden fazla yazabilirsiniz)
Son veya devam eden oyununuz: (Nasıldı? Eğlendiniz mi?Karakteriniz nasıldı?)
Bir TT-RPG'de yaşadığınız; 1-en cool/havalı/eğlenceli an, 2-En sinir bozucu/üzücü/nefret dolu anınız
submitted by ElectrodeLS to veYakinEvren [link] [comments]


2020.07.03 02:00 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3

akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.25 17:28 griljedi (Tespit) Buz ve Ateşin Savaşı


"Dans et benimle…"
Hiç şüphe yok ki geleneksel anlatımlarda “hikaye” genelde iyi taraf ve kötü taraf şeklinde ikiye ayrılır ve bu ikisi arasındaki savaşın sonunda iyi olan taraf kazanır.
Epik Fantastiğin babası sayabileceğimiz Tolkien’in eseri tam da bunu yansıtır. Ondan sonrakiler de genelde bu tarz bir anlatımı tercih eder. Halk efsanelerinde anlatılan destanlar da temelde iyi-kötü savaşı üzerinden ilerler ki edebiyat da zaten bu efsanelerden etkilenerek böyle bir iskelet çizip, devamını getirmiştir.
Aslında bu iyi-kötü arasındaki savaş (bilhassa halk efsanelerindeki) insanın içindeki iyi-kötü tarafı temsil eder. İnsanlar güzel şeyler yapabilir ama aynı zamanda kötü şeyler de yapabilir. Eski insanların -günümüzde de yaygın- algısına göre insanlar ya beyaz ya siyahtır. Ya tamamen iyidir ya da tamamen kötüdür. (Bu görüş tam olarak yanlış sayılmaz ama tam olarak doğru da sayılmaz ama bu kısma ASOIAF’ta geleceğiz inşallah.)
Bu yüzden hikayelerde de iyi ve kötü insan savaşını görürüz yahut “kötü” tarafı oluşturan şey insanların tüm kötü özelliklerini üstlenmiş “yaratıklar” olabilir. Tolkien’de bu “ork” ve “goblin” türü canlılardı.

ASOIAF’ta İyi ve Kötü Kavramı

GRRM’in eseri Buz ve Ateşin Şarkısı “iyi-kötü” savaşından çok farklı değildir ama burada işler biraz farklılık gösteriyor.
Diğer hikayelerin yazarları temelde insanı “iyi ya da kötü” olarak görüyordu ama GRRM’in algısına göre insanlar ne tamamen iyidir ne de tamamen kötüdür; biz her ikisini içimizde taşıyan canlılarız.
Men are still capable of great heroism. But I don’t necessarily think there are heroes. That’s something that’s very much in my books: I believe in great characters. We’re all capable of doing great things, and of doing bad things. We have the angels and the demons inside of us, and our lives are a succession of choices…[Woodrow Wilson] was a racist who tried to end war. Now, does one cancel out the other? Well, they don’t cancel out the other. You can’t make him a hero or a villain. He was both. And we’re all both.
İnsanlar büyük kahramanlıklar yapmaya muktedir ama kahramanların illa ki var olması gerektiğini düşünmüyorum. Bu kitaplarında da olan bir şey; Ben harika - büyük karakterlere inanıyorum. Hepimiz harika şeyler yapmaya muktediriz ve aynı şekilde kötü şeyler yapmaya da. İçimizde şeytanlar ve melekler var… hayat seçimlerimizden ibaret. Woodrow Wilson, savaşı sonlandırmaya çalışan bir ırkçıydı. Şimdi biri diğerini silip atıyor mu? Hayır. Onu bir kahraman ya da kötü yapamazsınız. O ikisiydi. Ve biz de hem kötü hem iyiyiz.
“Stannis’ten daha iyi adamlar, daha kötü şeyler yaptılar.” Üstat Aemon Targaryen
ASOIAF tarihini ve bugünün okurken erkek-kadın demeden insanların yer yer iyi yer yer de kötü şeyler yaptığına tanık oluyoruz. Ebette ki bazı karakterler daha karanlık ve çok daha kötü şeyler yapabilirken bazı karakterler de çok daha aydınlık ve çoğu zaman iyi şeyler yapabiliyor. Yani “gri” karakterlerin en uç noktaları da seride mevcut ama bu, GRRM’in genel bakış açısını yansıtmasına asla engel olmuyor.
İlk kitaptan itibaren Jaime Lannister’a karşı genel bir nefret vardı, onun bakış açısından değil de Starkların bakış açısından kendisini okuduk ama ne zaman ki GRRM, Jaime POV’larına geçti, o zaman karakterin derinliklerine inip, özünde sandığımız kadar şeytani olmadığını; pişmanlıkları olduğunu, iyi şeyler yaptığını ama kötü şeyler yaptığını da gördük. Tabii olarak sempati geliştirdik hatta bazı okuyucular hayranı oldu.
Cersei Lannister temelde Starkların canına okuyan başat karakterlerden biri olarak “kötü” insan görünümünde olsa da onun POV’larına geçtiğimiz zaman da (Jaime kadar olmasa da) yaptıkları şeyi neden yaptığını, eğer onun yerinde olsaydık bazı şeyleri -muhtemelen- bizim de yapabileceğimiz gerçeği ile yüzleşiyoruz.
Dany Targaryen ilk POV’dan itbaren sempatik, şirin bir kız çocuğu olarak önümüze serildi. Çoğu okuyucu tarafından sevildi ama Essos’ta yaptığı yıkım ve katliam gerçeği bize bir karakterin iyi de olsa kötü şeyler yapmaya gayet muktedir olduğunu gösterdi.
Stark-Lannister Savaşı’na iki taraftan ve halkın gözüyle baktığımızda kahramanlar-katiller-tecavüzcülerin var olduğunu ve iki tarafın da halka zarar verdiğini gördük. Lakin kim diyebilir ki Starklar ve Lannisterlar tamamen kötü yahut iyi? Onlar hem iyi hem kötü. Her iki tarafın da savaşmak için kendi haklı sebepleri var.

Buz ve Ateşin Şarkısı Nedir?

GRRM’in ABD’li şair Robert Frost’un Buz ve Ateş şiirinden etkilendiğini biliyoruz. Nedir o şiir?
Kimi ateştir diyor dünyanın sonu,Kimi buz.Tattığım kadarıyla tutkuyuAteşi tutanlardan yanayım ben.Ama iki kez yok olacaksa dünya,Bilirim nefretin ne olduğunBuzla da yok olur bu dünya,Hem de nasıl yok olur,Diyecek kadar.
(Şiirin çözümlemesinde booksofthelord gündeliğinden yardım aldım. Zira şiir pek alanım değil.)
Ateş tutku iken buz nefret olarak ifade ediliyor ve dünyanın bu iki yoğun duygu ile yok olabileceğini/olacağını anlatmaya çalışmış.
Nitekim çok da yanlış değil; insanların hükmetme tutkusu yahut bir şeylere/kişilere olan nefreti sürekli olarak savaşlara ve açgözlülüğe neden olduğu için dünyanın gidişatı da pek iyi durumda değil. Sadece insanlığı değil doğayı da yok etme yolunda ilerliyoruz ve bunun altında yatan temel duygu olarak; nefret ve tutku/şehvet/arzuyu (desire) koyabiliriz. Diğer her şey de bu iki duygudan doğmakta.
Bunu asoiaf’a uyarlayacak olur isek ateşi temsil eden bir hane var; Targaryen. Hatta Valyria dönemi ejderha lordlarını da dahil edersek olaya; tarihten beri ateş temsilcileri bir şeylere hükmetme arzusu yüzünden yeryüzü/toplumları ateşe veriyor.
Misal Ghiscar İmparatorluğunu “kölelik düzenine” iten şeyin, Valyria’nın ejderha lordları olduğunu biliyoruz. Onun torunları ve kültürlerin temsilcisi olan Meeren gibi şehirlerde kölelik bu sebeple başladı ama aynı kişi/ler yüzünden bu sefer de yıkımla karşı karşıyalar. Daenerys Targaryen'ın Hikaye Gelişimi
Meeren’in temel ticareti “kölelik”; bu olmadan şehirde ticaret malı çok az ve bu da yoksulluğa sebep oluyor, açlığa sebep oluyor. Ghiscar’ı köle taciri yapan şeyler; Valyria ile olan savaşta yaşadıkları felaketlerdi.Galazza Galare, Merhamet Tapınağı’nda, “İnsanlarımı köle tacirlerine dönüştüren şey felaketlerdi,” demişti Dany’ye. Ve ben de, o köle tacirlerini tekrar insana dönüştürecek olan felaketim, diye yemin etmişti Dany kendi kendine.
Diğer yandan buz tarafını temsil eden kişi/ler de Ötekiler görünüyor(fazlası muhakkak var ama biz bariz görünenlere bakalım.). Onların tarafı hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz için kesin hüküm vermek güç olsa da şiire bakarak buz tarafının “nefret” duygusu ile hareket ettiğini düşünmek çok yanlış olmayacaktır. Bunun sebebini bilemiyoruz elbette ama bunun için bir çok kuram üretilebilir. Ötekilerin, Sur ötesinde önüne geleni acımadan öldürüp, ordusuna katarak ilerlediğini biliyoruz. Bu sıcak kanlı canlı türüne karşı bir sevgi beslemediği aşikar.
Özetle buz ve ateş, yakıp yıkarak ilerliyor ve ikisinin de amacı birbirini yok etmek gibi görünüyor.
Serinin ismi olan “şarkı” ve seri içinde sık sık tekrar eden “dans” mecazı da zaten savaşı ve ölümü ifade eden tabirler.(Su Dansı vb. gibi şeyler.)
Buz ve Ateşin aynı zamanda seride mecaz olarak ölüm ve yaşamın savaşı olduğuna dair de bir yazım var. Okumamış olanlar için; Buz ve Ateşin Şarkısı: "Mitler,Efsaneler ve Demonik Varlıklar" - 1 3 (Uzun Gece maddesini bakabilirsiniz. )

Tarafını Seç?

Kim iyi kim kötü? Kimin tarafında yer almak gerekir?Haneler ve kişiler arası olan savaşı geçtik, tamam. Hepimizin bir tarafı var. Peki, R’hllor ve Büyük Öteki Savaşına gelelim, yani buz ve ateşin savaşına. İyi kim, kötü kim?
Aslında buna cevap olarak bir üstteki yazılar yeterli diye düşünsem de GRRM’in hikayelere bakışını gözler önüne sermek daha somut bilgi olacak.
Much as I admire Tolkien, and I do admire Tolkien — he’s been a huge influence on me, and his Lord of the Rings is the mountain that leans over every other fantasy written since and shaped all of modern fantasy — there are things about it, the whole concept of the Dark Lord, and good guys battling bad guys, Good versus Evil, while brilliantly handled in Tolkien, in the hands of many Tolkien successors, it has become kind of a cartoon. We don’t need any more Dark Lords, we don’t need any more, “Here are the good guys, they’re in white, there are the bad guys, they’re in black. And also, they’re really ugly, the bad guys.”
"Tolkien’i takdir ediyorum ve hayranım… Onun üstümde büyük bir etkisi var ve onun Yüzüklerin Efendisi, o zamandan beri yazılan tüm fantezilerin üzerine eğilen ve tüm modern fantazileri şekillendiren bir dağdır. Onun hakkında şöyle bir şey var; tüm o Karanlık Lord fikri ve iyi adamlar kötü adamlarla savaşıyor; iyi ve kötünün savaşı… Tolkien bunu harika bir şekilde halletti ama bir çok Tolkien halefinin elinde de (bu iyi-kötü savaşı meselesi) çizgi film haline geldi. Artık Karanlık Lord’lara ihtiyacımız yok, artık ‘işte iyi adamlar, onlar beyaz ve kötü adamlar var, onlar da siyah. Ve ayrıca onlar gerçekten çirkin kötü adamlar.’ şeyine de ihtiyacımız kalmadı."
Bu ifadeleri biraz daha açmak gerekirse GRRM artık iyi-kötü adam savaşının anlatıldığı hikayelerden bunalmış ve değişikliğe gidilmesi gerektiğine inanıyor. Artık iyi adamların karşısına çıkartılacak kötü siyah çirkin adamlara ihtiyacımız yok. Bizim harika ve kötü işler yapabilecek insanların, birbiriyle olan hikayesine ihtiyacımız var. Çirkin ve uğursuz görülen bir cüceden geleneksel bir hikayede de kötülük bekleriz ama asoiaf’ta Tyrion gibi şekilsiz bir karakter hem iyi hem kötü şeyler yapabilen; okuyucunun sevgisini ve hayranlığını kazanmış bir karaktere dönüşür. Yahut Joffrey gibi çok güzel görünen bir karakterin de iğrenç işler yapan, kötülük beklediğimiz bir karaktere dönüşmesi… Hiç şüphe yok ki çok daha gerçekçi karakterlerle karşı karşıyayız. Zira kendi yaşantımızda tüm bunlarla karşılaşıyoruz.
Ruling is hard. This was maybe my answer to Tolkien, whom, as much as I admire him, I do quibble with. Lord of the Rings had a very medieval philosophy: that if the king was a good man, the land would prosper. We look at real history and it’s not that simple. Tolkien can say that Aragorn became king and reigned for a hundred years, and he was wise and good. But Tolkien doesn’t ask the question: What was Aragorn’s tax policy? Did he maintain a standing army? What did he do in times of flood and famine? And what about all these orcs? By the end of the war, Sauron is gone but all of the orcs aren’t gone – they’re in the mountains. Did Aragorn pursue a policy of systematic genocide and kill them? Even the little baby orcs, in their little orc cradles? The war that Tolkien wrote about was a war for the fate of civilization and the future of humanity, and that’s become the template. I’m not sure that it’s a good template, though. The Tolkien model led generations of fantasy writers to produce these endless series of dark lords and their evil minions who are all very ugly and wear black clothes. But the vast majority of wars throughout history are not like that.
" Karar vermek zor. Bu belki de ona hayran olduğum kadar kendimle başa çıkabildiğim şekilde Tolkien’e cevabımdı. Yüzüklerin Efendisi oldukça orta çağ tarzında bir felsefeye sahipti: Kral iyi bir insan ise, topraklar gelişirdi. Gerçek tarihe bakıyoruz ve o kadar basit olmadığını görüyoruz. Tolkien, Aragorn’in kral olduğunu ve yüz yıl boyunca hüküm sürdüğünü ve bilge ve iyiydi biri olduğunu söyleyebilir. Ancak Tolkien şu soruyu sormuyor: Aragorn’in vergi politikası neydi? Orduyu muhafaza edebildi mi? Sel ve kıtlık zamanlarında ne yaptı? Peki ya tüm bu orklar? Savaşın sonunda, Sauron gitti, ama tüm orklar gitmedi - dağlardalar. Aragorn sistematik soykırım politikası izleyip onları öldürdü mü? Küçük bebek orkları, küçük ork beşiklerinde bile? Tolkien’in yazdığı savaş, medeniyetin kaderi ve insanlığın geleceği için bir savaştı ve bu da şablon haline geldi. Yine de iyi bir şablon olduğundan emin değilim. Tolkien modeli, nesiller boyunca bitmek bilmeyen karanlık efendiler ve onların kötülüklerini yapan ve siyah kıyafetler giyen şeytan köleleri üreten fantezi yazarlarının üretilmesine öncülük etti. Ancak tarih boyunca savaşların büyük çoğunluğu böyle değildir."
Yine burada bir “karanlık lord” ve “kötü adam/taraf” konusunda bir eleştiri söz konusu var. Orklar kötü siyah adamlar ama bebekleri de öyle mi? Onları da öldürür müydünüz? Gerçek hayatta böyle mi yoksa savaşın iki tarafında da iyi kötü insanlar var mı? Yani ne olursa olsun savaşın iki yanı da tamamen iyi ve tamamen kötü değildir; şeytan hiç değildir.
Bu görüşten yola çıkarak ortada saf kötü ve saf iyi beklemek manasız oluyor. Bu yüzden ne R’hllor ne de Büyük Öteki tarafı için tamamen iyi veya tamamen kötü diyemeyiz. Haliyle “taraf” seçmek isteyenler de bu kararı kendi değer, beklenti ve arzularına göre yapmak zorunda kalacak. Ateşi tarafında olan insanlar gibi buzun tarafında olan insanlar ve haneler de olacak.
Buz ya da ateşin liderleri/şampiyonları sıradan halklatarafsızlar için bir kurtarıcı/kahraman olmayacak. Bir AA çıkıp, kötülükler efendisini yenip yeryüzüne aydınlık saçmayacak, iyilik saçmayacak. Aslında mantık kurarsak iki savaştan hangisi kazanırsa kazansın durum pek iç açıcı olamaz; bitmeyen yaz ve bitmeyen kış güzel kavramlar değil. Buz ve Ateşin Şarkısı "Şampiyonlar"
Bizim denge unsuruna ihtiyacımız var; iki tarafın savaşına son verip, barış yapacak birine. Tutku ve nefret ile hareket etmeyen, bu iki kötü duyguyu sonsuza kadar(en azından uzunca yıllar) bastırabilecek birine ihtiyacımız var. Asoiaf’ta barış ve sükunet ancak o zaman mümkün olabilir.
Ya siz ne düşünüyorsunuz?
Aslen burada yayımlandı.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.22 00:02 suluQ sıçarken akla gelen düşünceler #7

(Pe-pekala, bu bölüm serimizin dönüm noktası olacak. Bu bölüm her şey değişecek, serimiz daha çok ilgi görecek, daha fazla insan bu seriyi okuyacak ve sonunda biz de ünlenen serilerden birisi olacağız! Şey, sanırım... N-nedense içimde böyle bir his var...)
Kimsenin sikine takmadığı serinin 7. bölümüne hoşgeldiniz. Bugün ki konumuz "Porno filmlerinde erkekler neden çirkin mk?" olacak. Keyifli okumalar.
Porno filmlerinde erkekler neden çirkin mk?"
Porno filmlerimin %98'i böyle mk. Karı ne kadar taş gibi olursa olsun, erkek bok çukurundan farksız oluyor her filmde. Hiç bir şirketin gücü yetmiyor mu şu mk erkeklerini düzeltmeye? Hayır mk neden bok çuvalı bir erkeği tüm film boyunca görmek zorundayım ben?
Siz de düşüncelerinizi postun altında belirtirseniz çok müteşekkir olurum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Lan bari buraya kadar gelmişsin bir up atarsın be de mi mk?
submitted by suluQ to KGBTR [link] [comments]


2020.05.08 01:55 kacyasindasinlansen Gelin film izleyelim, Erkek Adamın Erkek Oğlu, IMBD 9.2

Gelin film izleyelim, Erkek Adamın Erkek Oğlu, IMBD 9.2 submitted by kacyasindasinlansen to KGBTR [link] [comments]


2020.05.07 02:26 SikiTuttunSaruman2 Bu bir Netflix dizisi değil

Bu benim hayatım. Günlüğümü kaybedeli 3 ay oluyor. Tekrar aklımı kaçiriyormuş gibi hissediyorum. Yazamadigim çok şey var, ve görüntüler tekrar tekrar gözümün önüne geliyor. Her şey. Korkuyorum, fakat bir sonun olmasından değil, bunun oluş şeklinden.
Bazen fazla mutluyum, sanki her şey Charlie'nin şeker fabrikasından fırlamış gibi. Aslında genel olarak beni tanıyanlar hep eğlenceli ve konuşmayı seven biri olarak tanımlarlar. Biraz da deli dolu olduğumdan severim yeni şeyler denemeyi. Yılbaşında polis hunisini çalmamiz, ya da diğer yılbaşında gece sokakta sarhoş bir şekilde yarışmamız bu yuzdendi. Fakat tüm bunları hatırladıktan sonra tekrar yoruluyorum, çünkü ben ne kadar delirdikçe o kadar ipler elimden kayıyor. Zevk eşiği yükselmiş bir uyuşturu bağımlısı gibi bagimliyim, Charlie'nin cikolatalarina.
Fakat bazen o asitlenmiş etki bir anlığına kesiliyor. O kadar kısa bir an ki gözlerimin önüne gelen. Yaptığım tonla yanlistan bir tanesi gözümün önüne geliyor. İlk köpeğimin tüm ailesi ölüyor, babası lord'u(ismi lorddu) askerlerin vurdugunu söyledi babam. Kardeşlerini sokakta zehirlemişlerdi. Annelerinin ise sokak kopekleriyle ilişkiye girmekten memeleri sarkmişti. Sonra kıtmir geldi(benim baktığım) Yaklaşık 1, 1.5 yıl sonra hem de, evin yolunu buldu. Sevmedim mesela onu o gün. Kafasını yaklaşırfı ama okşamadım tek bir defa. Onun olduğuna inanmıyordum. Sabah saat 6buçukta boynuna bahçeye baglandigi zincir dolanmış bir şekilde bahçede ölü bulundu. Aklıma boğazını parçalarcasina boğan o zincirle intihar etmiş olan köpeğimin bir anlık görüntüsü geliyor.
Ya da ilk yaptığım seks gibi. Bir apartman dairesinin en üst katı. Hep orada yiyiştigimiz sevgilim var. Yiyişmekten kastım ustlerimizde ne var ne yoksa cikartmamiz, kalçalarını sıkıp goguslerini yalamam. Fakat bu sefer çikolata var. Uzun süre sonra gerçekten bir kıza bağlanmayı başarmış biriyim, 17 yaşındayız. Bu yaptığımız yanlış değil. Fakat sanki o fazla sekse muhtaç gibi. Fazla öpüşüyor. Fazla yiyişiyor. Sonrasında çikolatayı göğüsleri arasında gezdirmeye başlıyorum. Ağzımda kare çikolata zorlukla erirken salyalarimiz akıyor. Sevişmek istemiyorum, fakat bu şansı kaciramam. Şans bu, değil mi? En üst kattaki asansör dairesinin kapısının önünde, montlarimizi yere sermiş bir şekilde çırılçıplak kalıyoruz. En üst katta oturuyorlar. Ailesi evlerinin onune geliyor, fakat o dortayak üstünde, ben ise arkasındayım. Tam bir kat ustteyiz. Bizi görmüyorlar, biz ise sessizce duruyoruz. Sonra eve giriyorlar. Fakat biz çikolatayı ve çatal dillerimizden akan salyalarimizı birbirimizin vücuduna sürmeyi bırakmıyoruz. Bu doğru değil. Çırılçıplak vucutlar ve iğrenç koku bir anlığına gözümün önüne geliyor.
Üniversitede 1 yıl kalıyorum. Sonraki sene ise berbat. Fakat arkadaşlarım var, odtüden. Benim evimde seks yapmak için izin istiyorlar ara ara. Bana 6li bira hediye ediyorlar o gün. Cikiyorum evden. Bir kızın evine gidiyorum. Yakın dostlarımdan birinin sevdiği bir kız bu. Fakat bu çocukça. Ondan aylar önce de ben yanlamayi düşünmüştüm oysa, fakat güzel gelmediği için vazgeçmiştim bu düşünceden. Kızın evinde nedense kendimi tutmuyorum. Tutmuyorum çünkü merak ediyorum, nereye kadar gideceğini. Linkin Park çalarken içtiğim sigaradan istiyor, öpüşmeye başlıyoruz. Koltukta olduğu için zor oluyor biraz. In the end çalıyor. Biraz dinlenmek için bacaklarının arasına sırtımı dayasam da sonrasında kucaklayip salonun zeminine atıyorum. Öpüşmeye başlıyoruz tekrar. Sınırları merak ediyorum, sutyenini cikartiyorum bu yüzden. Yakın dostumun aşkı sonuçta. Ayrıca hiçbir münasebetimiz yok, yani bu kadar kolay değildir değil mi? Dur der birazdan, korktuğunu söyler falan. Fakat demiyor. Regl olduğunu söylüyor sadece. Koşarak banyodan havlu getiriyor çarşafın üstüne sermek için. Sevişmeye başlıyoruz, müziğin sesini sona getirdigimizde. Terliyoruz bir yandan. 10 dakika kadar sakso çekiyor, çünkü alkolün etkisindeyiz ve sertleşmek zaman alıyor. Sonra içine girmeye başlıyorum. Regl kanı kokuyor. Ter ile karışmış. Korunmuyoruz, gerek de yok. Hafif bir ritimle inliyor. Kendimi arzuları yerine getirmek için programlanmış bir robot gibi hissediyorum o ara. Sevişmekten yorulunca parmaklarımla devam ediyorum,1...2.. 2parmakta kalıyor. Vajinasının sınırı bu. Kucağıma tekrar oturduğunda arkadan sorry for party rocking çalıyor. Regl kan, alkol ve sigara kokusunu bastırmaya başlıyor sonra ter kokusu. Oda boğuk ve biz zorla nefes alıyoruz. Bazen aklıma bir anligina kucağımda zipladigi an geliyor. Ya da diğer dostumu teselli ederken kızın kanlı vajinasıni parmaklarimla zorladigim anları düşündüğüm anlar.
14 Mart tarihinde ise odtüden daha fazla insan geliyor evime. 4 kız 4 erkek oluyoruz. Gelen çiftler direkt evin içinde öpüşmeye başlıyor, deli gibi içki aliyoruz. Kokteyl zamanı. Gözüme kestirdigim kız belli. I've never been... Oynuyoruz odada. Herkes elini kaldırıp hiç yapmadığı bir şeyi söylüyor, yapmış olanlar ickisinden içiyor. Bu oyun sayesinde daha once kızlardan ikisinin anal yapmış olduğunu ogreniyoruz. Sonlara doğru da herkes kopekleşmeye başlıyor. Bir çift banyoya sevişmeye gidiyor. Kızın inlemelerini duyuyoruz. 6 kişi salonda oynamaya devam ederken bir anda seçtigim kızı öpmeye başlıyorum. Şehvetleniyoruz. Sweatini kaldırıp sutyenini yukarı çekiyorum, göğsünü yalamayn başlıyorum neden sonra. Bizi izleyen 4 kişinin kahkahaları ve kızların oyhşş oha oha sikişmeyin lafları arasında memesinin uç kısmını dişliyorum, tisortum soyuluyor birbirimize surtunurken. İlgi çok üzerimizde toplanınca ve insanlar pornonizler gibi bizi izlemeye başlayınca kız beni hafifçe itiyor eliyle. Duruyoruz. Fakat herkesi uçtuğu belli. Cesaret oyununda soru gereği kızlarin sutyenlerinden birini giyen lise arkadaşımdan anlayabiliyorum gecenin nereye gittiğini. Dans etmeye başlıyoruz koridorda 6kişi, herkes çiftiyle yiyişiyor. Banyodakilerin inlemeleri kesiliyor, fakat bir ara duştan akan su sesini duyuyorum. Sabah öğreneceğim, o sırada lavman yapmaya çalışıyor oldukları. Sonra 4 kişi kalıyoruz koridorda. Sıra sekse geliyor. Kızin sutyenini bir yerlere fırlatıp kucağımda yatak odasına götürüyorum, yanlış hatırlamıyorsam. Fakat yatak odasına girmemize odadaki çekyatta sevişen lise arkadasim-onun sevgilisi çiftini görüyorum. Kız onun kucağında. Biz de yanlarındaki yatağa geçiyoruz, ışığı açmadan. Gulusuyoruz bir yandan da, hatta baya yıkılıyoruz gülmekten. Sonra sakso kısmı geliyor. Sertleşme yok, çünkü içilen 2 litre votkanin acısının bir yerden çıkacağı belli. Dostuma baktığımda o da sakso çektiriyor. Birbirimize bakıp gülüyoruz, kızlar aralarında seninkinin de mi kalkmıyor diye gulusuyorlar. Fakat bir şekilde başarıp sevişmeye başlıyoruz çiftlerimize. Diğer kızın inlemeleri evde yankılanıyor, onun sayesinde herkes gaza geliyor. Karşımdaki kızın içine git gel yaparken bir ara onu düşünmeme bile sebep oluyor hatta bu inlemeler. Olduğu kadarıyla devam ettiğimiz bu surecte kız 2-3 defa tuvalete gidiyor. Sonradan sabahına öğreniyorum onun da regl olduğunu, fakat gece boyunca hiç belli olmuyor, kan yok. Sadece bir kere tuvalete gitmeden önce yatak ıslanıyor, sanırım yatağa işemiş olabilir diyor diğer kız, bir yandan dostumun sikiyle oynarken. Sonrasında tekrar saksoya geçiyoruz, fakat alkolün de etkisiyle ortalarına doğru öğürmeye başlıyor. Sikime kusacak. Aniden saçından tutup kafasını duvara doğru tutuyorum. "Kus" diye bağırıyorum sinirle. Penisime kusacakti yoksa. Kusmuyor, tekrar tuvalete gidiyor. Ben de çıplak bir şekilde oturuyorum yatağa. Arkadaşım benim boxerimi giymiş, o da oturuyor. Sevgilisinin benim sikimi görmesi komik, fakat kız da gülüyor. Çarşafı belime doluyorum, diğer çift de geliyor ve içkilerin de oldugu odaya gidiyoruz, fakat odada da dansta bizimle olan çift sevisiyor. Üstlerinde sadece battaniye var. Eğlenmek için battaniyeyi kaldırdığında sarışın kızın beyaz vajinasini ve çocuğun götünü görüyoruz, fakat harbiden de bu durum eğlenceli. Bir porno film setinde gibiyiz. Sonrasında tuvaletteki çift de geliyor ve oturup muhabbet ediyoruz. Votkalar sebebiyle herkesin sikinin zor kalkması eğlenceli bir muhabbet doğuruyor. Ben ise bir yandan hayatımda ilk defa gördüğüm bir kıza az daha boşnak saksosu çektiriyor oluşumun şaşkınlığı içerisindeyim. Fakat eğleniyoruz işte o an. Sigaralarimizi içip yatak odasina dagilyoruz tekrar sevişmek için. Banyodaki çift salona geçiyorlar, üzerlerine aldıkları yorganın altında 69 pozisyonundalar. Devasa bir örümceği andiriyorlar, çocuğun kafasi kizin amından çıkıyormuş gibi duruyor. Biz iki çift yatak odasına geçiyoruz. Odadakiler ise odada sevişmeye devam ediyor. Bir ara yoruluyorum. Parmaklarımı kullanmaya başlıyorum. 1...2...3...4... 4te kalıyor. Gerçi tamamen itmiyorum, tüm parmaklarım olduğu için tamamen itemiyorum. Yataktaki islakligi umursamiyoruz sevişirken, fakat şimdi olsa yapar mıydım bilmiyorum. Korunmam icin ısrar ediyor, fakat tamamiyla sertleşmedigim için kondomu takamiyorum. Korunmadan devam ediyoruz. Gece daha böyle sürüyor. Fakat yatmak için cekya lti kapıp diğerlerine yatağı kitliyoruz. Onlar da islakligi unutup yatakta sevismeye devam ediyor. Biz ise çekyatta uyumadan önce son kez sevişmeye karar veriyoruz. Kucagima çıkıyor. Kucağımda sikimi sertlestirmek için git gel yapmaya başlamışken bir şey oluyor, bana "üzgünüm emre,(ismimi yanlış söylüyor, ismim emre değil.) aklımda başka birisi var diyor" sevişmek için zorlayan biri olmadığım için ona isterse sevisebilecegimizi öbür türlü çok da önemi olmadığını söylüyorum. Çıplak bir şekilde sarılıp yatıyoruz. Sabah 2 çift sevisiyor. Biz ve gece odada sevişmiş olan çift sevişmiyoruz. Onlar da ilk defa birbirleriyle sevişmiş, normalde 2 yakın arkadaş. Sabah oluyor ve onca şeyin ardından kahvaltı yapıyoruz, herkes dağılıyor. Liseli dostum ve sevgilisi hariç. Onlar evimde sevişmeye devam ediyor. Gerçi ben alışığım bu duruma, genelde evimi bunlara kiraladigim için akşama bana yemek ayarlamaları karsiligi sevişmelerine izin veriyorum. Kızın fazla inlemesi arada sikimi kaldirsa da kulaklığımi takip işime bakıyorum, nasıl olsa ödememi alıyorum. Fakat, bir bakıma tüm bunlar iğrendirici geliyor. Tüm kızların amini ve tüm erkeklerin götünü/sikini gördük o gece. Kızın birinin işlediği carsafta 6 kişi seks yaptı. Hiç tanımadığım birinin boğazına onu kusturana kadar sikimi soktum ve gecenin sonunda ismimi yanlış söyleyerek aklında başka biri olduğunu söyledi. Aklıma öğürdüğü ve yatağın ilk islandigi an geliyor.
Bazen de başka şeyler oluyor. Aklıma diğer şeyler geliyor. kendi cesedimi salona tasidigim rüyadan tek bir kesit mesela. Bir saniyeden daha az, kısa bir süre. Söylediğim yalanlar geliyor, aileme nasıl da sınıfı gectigimi söyleyip 1 sene kaldığımı. Bu sene 2 olacak, hala bilmiyorlar. Ben de bilmiyorum. Ne olacağına dair en ufak bir fikrim yok. Geçen sefer, bu son şansım; eğer başaramazsak, bir son yok diye söylemiştim kendime. Bir son yok. Gidebileceğim hiçbir yer yok. İnandığım bir tanrı yok. Fakat intihar etmekten hala daha korkuyorum. Önceden korkmuyordum, fakat denedim. Saatlerce aynaya baktım. Sonra farkettim ki o kadar güçlü biri değilim. Ne kendimi geçen metronun önüne atabilirim, ne de bir iple tavana asabilirim. Korkak bir adamım ben. İntihar edebilecek kadar cesur değilim. Fakat bir fare gibi sıkışıyorum giderek. O 'an'lardan kurtulamıyorum. Ya da başka şeylerden. Beynim uyuşuyor. Evdeki eşyaların yerini karistiyorum. Hayali dünyalar yaratıyorum yatakta. Uyandığımda hepsi yok oluyor. Sadece kalan son şeyleri tüketmek istiyorum, ama en son bunu yaptığımda "son bir şansın daha var" demiştim kendime. Yine aynısının olması korkutuyor işte, çünkü bu sefer yine kendimi kandırıp "bir şansın daha var" demem her şeyi daha zor bir hale getirir. Artık katlanamıyorum. 7 yıldır tuttuğum günlüğümü kaybolması her aklıma geldiğinde göğsümü sıkıştırıp nefes almamı zorlaştırıyor. tüm anılarımı kaybetmiş gibi hissediyorum. Tüm kadınlar, tüm hayaller, tüm her şey... 3 yıldır aklımda ise bu var. Çıkartmaya çalıştıkça tekrar tekrar giriyor. Kurtulamıyorum. Her adımda daha çok batiyorum. yardım istiyorum, fakat yardım edebilecek hiçbir şey olmadığını biliyorum.
ölüyorum.
Bunları şimdi yazmak en mantıklısı. Belki bu şekilde rahatlayabilirim. Dediğim gibi, günlüğümü kaybettim. Evet evet, kendimi kötü hissettiğimde buraya yazacağım.
Kendimle konuşuyorum bazen de. Sanki ruhum karşımda bir kişiliğe bürünmüş gibi, fakat daha korkutucu bir şeyi andiriyor. Üstünde fujima yazan kamerayi tutan 8 yaşındaki halime benziyor. Beni yiyip tüketiyor. Ondan korkuyorum.
submitted by SikiTuttunSaruman2 to u/SikiTuttunSaruman2 [link] [comments]


2020.05.06 16:22 sikis_avcisi Anal S*kiş Tahribatı

erkek açısından , vajinal birleşme ile kıyaslandığında, tek getirisi hatunun bağırması veya çığlık atması sonucu duyulan hazdır. kadın için ise pek bir getirisi olmamasının yanında anal sfinkterin geri dönüşümsüz tahribatı ile sonuçlanabilecek kadar risklidir.
cinsel yolla bulaşan hastalıkların da anal seks ile bulaşma riski vajinale oranla fazladır. çünkü anal kanalın kanlanması, vajinal kanlanmaya oranla fazladır. homoseksüel erkeklerde aids, hepatit vs. ye daha sık rastlanmasının nedeni hep bu fazla kanlanma olayıdır.
porno filmlerde sıkça şahit olduğumuz üzere anal seks yapan erkeğin penisine hiç bok bulaşmamaktadır. çünkü film çekimi öncesi bunlar bağırsakları lavman ile temizlemektedirler. elemanın dalgayı anüse sokup çıkarmasını takiben bayan dalgayı ağzına alıp oral seks yapıp tekrar anal sonra tekrar oral... şeklinde filmler sürüp gidebilmektedir. lakin lavman yapılmadığı takdirde penis , hayalara kadar bok içinde kalır ve bu durum bırakın midenizin ağzınıza gelmesi, ömrünüz boyunca kişiyi seksten soğutur.
ishalden muzdarip bir bayana anal teklif eden bir arkadaşımın başına gelenler ibrete şayandır. daha tenasül uzvu anal kanalda 2 cm ilerlemiş ki , kızcağızın anüsünden fışkıran bağırsak dolusu kakalar elemanın bacaklarını, hayalarını , hatta annesinin en sevdiği nevresimlerin dahi pislenmesiine neden olmuş.
anal seks yapmadan önce bir kez daha bu anlattıklarımı düşünüp ona göre hareket etmeliyiz derim.
submitted by sikis_avcisi to kopyamakarna [link] [comments]


2020.05.05 11:14 Taraftarium24hd Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Türkçe Tek Parça izle

Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Türkçe Tek Parça izle
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi izle

https://preview.redd.it/ltpwpza8yww41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=5264e1004c1538e592853ac9d43edc959042752d
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi ne zaman vizyona girecek vizyon tarihi : 2018
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Yönetmeni : Cameron Nugent
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Oyuncu Kadrosu Oyuncuları : J.K. Simmons, Keanu Wilson, Julian Atocani Sanchez, Noel Gugliemi
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Konusu :
Küçük bir kasabada Kuraklık hakimdir. Bu kasabada yaşayan İspanyol bir aile imkansız bir lütufla lütuflandırılır bir erkek çocukları olur ve oğullarının adını Yelkenli (Sailboat) koyarlar. Sailboatun gelişi aile içerisinde yeni sevgi ve umut bağları oluşturur ve Amerika’nın Güneybatısı’nda bir gün elinde küçük bir gitarla çıkagelir. O gitara sahip olduğundan itibaren Sailboat ve gitarı ağır hasta olan annesi onun için bir şarkı yazmasını isteyene kadar ayrılmaz birer ikili olacaklardır. Sailboat ise annesine bu zamana kadar yazılmış en mükemmel şarkıyı yazacaktır.
2018 yapımı filmin Yönetmenliğini Cameron Nugent'ın yaptığı, filmin oyuncu kadrosunda ise J.K. Simmons, Keanu Wilson, Julian Atocani Sanchez, Noel Gugliemi'nin yer aldığı Aile, Dram, Komedi türünde kesinlikle kaçırılmayacak keyifle izlenebilecek güzel bir film sizleri bekliyor. Sizleri A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi izle baş başa bırakıyoruz iyi seyirler dilerim.
Filmi izle LİNK: A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Türkçe Dublaj izle
A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Tek parça izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Full hd izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Türkçe Dublaj izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi Türkçe Altyazılı izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi konusu, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi 720p izle, A Boy Called Sailboat - Yelkenli Adında Bir Çocuk 2018 Filmi 1080p izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


Erkek oyunları. Ayaz arabaları istasyonda gezdiriyor ... Erkek Arkadaşım Film Kahramanı Olsaydı - YouTube Sinema Tarihinin En Çok Tanınan İzlenilen Aktörleri ... Örümcek Adam, Om Nom çizgi film oyuncakları - YouTube ERKEK - MEIN WEG (prod. by dyanbeats) - YouTube Çizgi film. Çocuklar için ARABALAR! - YouTube Erkek Güzeli Sefil Bilo  FULL HD - YouTube Erkek Olmak-Kısa Film - YouTube En Zengin 10 Erkek Porno Yıldızı - YouTube 7 ERKEK 1 KADIN (Sona Kalan Kazanır) 👩🏼👦🏻 - YouTube

Erkek Çocuk Klasik Ayakkabı Fiyatları

  1. Erkek oyunları. Ayaz arabaları istasyonda gezdiriyor ...
  2. Erkek Arkadaşım Film Kahramanı Olsaydı - YouTube
  3. Sinema Tarihinin En Çok Tanınan İzlenilen Aktörleri ...
  4. Örümcek Adam, Om Nom çizgi film oyuncakları - YouTube
  5. ERKEK - MEIN WEG (prod. by dyanbeats) - YouTube
  6. Çizgi film. Çocuklar için ARABALAR! - YouTube
  7. Erkek Güzeli Sefil Bilo FULL HD - YouTube
  8. Erkek Olmak-Kısa Film - YouTube
  9. En Zengin 10 Erkek Porno Yıldızı - YouTube
  10. 7 ERKEK 1 KADIN (Sona Kalan Kazanır) 👩🏼👦🏻 - YouTube

Çocuklar için Arabalar - erkek çocuk için çizgi film, seçkin bölümleri izleyin! Bugünkü videoda 1. Polis arabası 2. Kar temizleme arabası 3. Smart arabası 4.... Dünyanın en zengin erkeklerini biliyormusunuz? Daha doğrusu porno film sektöründen en çok kazanan erkeklerini. Onların listesini oluşturduk sizler için. Erkek çocukları için oyuncaklarla oyun videolarını Türkçe izleyebilirsin. Siz de çizgi film oyuncakları ile oyun oynamayı seviyor musunuz? Çocuk videosunda M... ERKEK mit seinem zweiten Single MEIN WEG ️ Spotify: https://spoti.fi/2TLAG1b iTunes: https://apple.co/2TJY7Ia Deezer: http://bit.ly/2TJY8Me Google... Ben Enes Batur , Yeni serimiz olan 7 erkek 1 kız videomuzda Twitch in yükselen yıldızı Anna Deniz bize eşlik etti. Arkadaşlarımla birlikte Anna Deniz'e mesaj... Araba pisti ile oynayalım! Asansör var, kaydırarak var, geçit var, benzin istasyonu bile var. Ama arabalar nerede? Onları bulalım! Ayaz 4 tane araba buldu. H... Bilo, Cano isimli bir kıza âşıktır. Ancak köyün ağası Maho Ağa da Cano’ya göz koymuştur. Cano’nun babası Memo, yıllar önce Bilo’nun babasını öldürmüş ve hapi... En İyi Yabancı Film Aktörleri Sinema Tarihinin Efsane Erkek Oyuncuları Yabancı Sinema Erkek Oyuncuları Hollywood Erkek Oyuncuları - Sinema Tarihinin En Çok T... Kanala abone olun: https://www.youtube.com/channel/UCS6GaulyWycbTRKHbppwALw?sub_confirmation=1 Bir film kahramanının kız arkadaşı olmak sizce de çok havalı o... Kadına gösterilen şiddet ve Türkiye’de kadınların yaşadığı sıkıntılar hiçbir koşulda kabul edilemez, bu videonun amacı erkeklerin gösterdikleri şiddet içerik...